GÜNÜN FIKRASI
Gönderen BINALI KILIC - Şubat 23 2008 - 22:00:00
AYNAYI GÖREN ERZURUMLU
Tarihte ilk kez Erzurum'a ayna gitmiş.
Adamın biri aynayı görüp eline almış.
Daha önce hiç kendini görmediği için ölen kardeşine benzetmiş karşısındakini
NOT: Sitenin açılışından beri her hafta yenilenen fıkralarımızın tümünü görmek için devamı tıklayınız.
Haber Metni
AYNAYI GÖREN ERZURUMLU
Tarihte ilk kez Erzurum'a ayna gitmiş.
Adamın biri aynayı görüp eline almış.
Daha önce hiç kendini görmediği için ölen kardeşine benzetmiş karşısındakini.
Adam:- 'Ey gidi gardaşımm.. Seni bi daha görmek nasipte varmış'!
Aynayı eve götürüp sarılıp uyumuş kardeşine.
Karısı bakmış adam bi şeye sarılıp uyuyor.
Aynaya bakmış bir kadın! 'Allah belaağı vireee, bu garı da kim?
Bi boka da benzese' diyerek feryat figan evden çıkmış, muhtara gitmiş.
Kadın:- Mığdar, benim herif beni bu çirkin garıyla aldatii.'
Muhtar aynaya bakmış. Sonra düşünceli düşünceli:
- 'Yav bu garıdan çok gavata benziir'! :))
NAMAZIN BOZULMA HALLERİ
Cemaat namaz kılıyordu..içlerinden biri konuşunca, öteki -Namazda konuştun, namazın bozuldu! diye kızdı..Bir başkası gülerek -sende konuştun İkinizin namazı da bozuldu ehe ehe diye güldü.. Dördüncüsü -Üçünüzün namazı da bozuldu. Çünkü üçünüz de konuştunuz dedi. Aynı safta duran bir başkası -Allaha şükür ben hiç konuşmadım! deyiverdi..
NERDEYMİŞ
Profesör Mehmet Bey, çoktandır aramadığı bir gümrük memuru tanıdığını arar. Telefona bir karadenizli çıkar. Aralarında şöyle bir konuşma geçer.
- Alo
- Ha puyrun?
- Hüseyin Bey'i aramıştım...
- Ha purdadır.....
- O zaman lütfen telefona verir misin?
- Nasıl vereyim...
- Orda değil mi?
- Ha purdadır dedim....
- İyi ver öyleyse....
- Nasıl vereyum ha purdaki inasnı be adam?
Karadenizli iyiden iyiye sinirlenmiştir. Mesele sonunda anlaşılır. Meğer aranan kişi, bir süre önce "Habur" sınır kapısına tayin edilmiştir.
AMERİKA'DAN MÜHENDİZ
Kayseri'nin bir köyünde imece yöntemiyle yol yapılıyor. Bunun için de eşekten yararlanılıyor: Eşek hangi yolu izlerse, orası genişletip araba yoluna dönüştürülüyor.. Köye gelmiş olan Amerikalı Barış Gönüllüsü, ne olup bittiğini kavrayamadığı için sorar: - Ne yapıyorsunuz böyle? - Yol yapıyoruz. - Bu eşek ne için? - O, yolun mühendizi. Yola uygun geçeneği o gösterir. Barış Gönüllüsü katıla katıla güler: - Ya eşek bulamasaydınız? - İşte o zaman Amerika'dan mühendiz getirirdik!
HESAP
Adamın biri, bir lokantanın önünden geçiyormuş. Bir bakmış camda kocaman bir ilan:
****
" Sen ye torunun ödesin!"
****
Adamın hoşuna gitmiş bu ilan. Girmiş içeri bir güzel karnını doyurmuş. Tam kalkacağı sırada garson hesabı getirmiş. Adam çıkışmış tabi:
"Bu ne kardeşim. Hani torunum ödeyecekti?"
"Tamam beyefendi haklısınız ama, bu zaten dedenizin hesabı."
ARABA
İki tane çiftçi; biri Adanalı diğeri Kayserili, sohbet ediyorlarmış; bu arada haliyle zenginlikleriyle övünüyorlar.. Adanalı başlamış : - "Bizim orda sabah güneş doğmadan biniyoruz arabaya, akşam oluyo biz hala çiftliğin öteki ucuna yetişemiyoz" demiş... Kayserili de bunun üzerine: -Yav bizim de vardı öyle eski bi arabamız, ama geçenlerde satıp yeni modelini aldık...
KASIRGA
Tatil köyünde bir Amerikalı ile tanışan Türk işadamı adamı sohbet ediyorlarmış. Bizimki başlamış anlatmaya:
"Böyle bir tatil aklımdan bile geçmezdi. Bir yangın fabrikamı kül etti. Sigorta paramı ödeyince, kendime oğlum dedim, bunca yıl eşek gibi çalıştın da ne oldu? Şimdi tatil zamanı dedim ve bu tatile çıktım."
"Tesadüfe bak", demiş Amerikalı. "Benim de çok iyi iş yapan bir restoranım vardı. Bir kasırga taş üstünde taş bırakmadı. Sigorta paramı ödeyince ben de bu tatile karar verdim."
Epey bir zaman geçtikten sonra, sessizliği bizim iş adamı bozmuş:
"Yahu anlatsana, sen kasırgayı nasıl başlattın?"
TAVUKÇİ
Temel tavukçuluk yapmaya karar verir. Gider 250 tane civciv alır ve getirip ayaklarından tarlaya eker. Sabah öldüklerini görür. Herhalde ters taraftan ektim diye düşünerek ertesi gün de yine o kadar civciv alır ve bu sefer de kafalarından eker. Sonuç yine hüsrandır. Bir mektup yazarak durumu İstanbul'da veterinerlik fakültesindeki amcası Dursun'a bildirerek bilgi ister. Bir süre sonra cevap gelir: - "Haçan sen oranın toprağından numune gönder de inceleteyum."
KUZİ
Bir inşaata amele alınacaktır. Alınacak elemanları kalfa Cemal'in seçmesi
istenir. Adaylar kalabalıktır. Bu durumda Cemal sınav yapmaya karar verir.
- Pize 1 kisi lazımdur. Pu nedenle sizu imtihan edeceğum. Bir ara gözü
Temel'e ilişir. Burnundan tanımıştır. Hemşehrisini işe almak ister. Önce
Temeli sınava alır ve sorar.
- Hemşerum söyle baa bakalum.. Sana 3 kuzu verdum, sonra 2 kuzu daha verdum kaç kuzu oldi?
- 6 tane oldi. Cemal biraz bozulur ama çaktırmaz.
- Tabi bu soru biraz zor oldu piraz taha kolayini sorayum.
- Sana 2 kuzu verdum, sonra 1 tane taha verdum kaç kuzi oldi ?
- Tört kuzi oldi. Cemal sinirlenir, Ama hemsehrisinide işe almak ister.
- Peçi 1 kuzi verdim, sonra bir kuzi taha verdum kaç etti ?
- Üç etti. Bunun üzerine Cemal iki tokat çakar ve tekrar sorar.
- Pir kuzi verdum, kaç kuzin oldi?
- İçi tane. Cemal iyice sinirlenir ve Temeli iyice döver.
- Ulan hemşeru teyup işe almak istedum, sende tam salakmişsun. Ula sağa pir kuzi vermişsem pir kuzin olur anladun mi?
- Olir mi, der Temel.
- Penum evde bir kuzi de kendumin var.
MEKTUBUN BÖYLESİ
Sevgili oğlum!
Mektubu çok yavaş yazıyom,çünkü biliyomki çabuk okuyamazsın...Benden sual edersen Allahıma bin şükür iyiyim,yeni bi iş buldum.Emrimde yüze yakın adam var,hepsi de sessiz sedasız kendi hallerinde.Ne iş bulduğumu sorarsan ,söyleyecem patlama!Mezarlık bekçisi oldum.Bacın Emine bir bebek doğuracak;daha erkek mi ,kız mı,belli değil.O yüzden dayı mı oldun ,yoksa teyze mi oldun söyleyemeyecem...
Himmet emmin de dükkan açtı ;o da otuza aldığını yirmibeşe verip;sürümden kazanıyormuş,öyle dedi...Karamemetlerin Hıdır 'ı bizim köye muhtar seçtik,akıllı adamdır...Geçen Gün hepimizi zelzeleye karşı aşı yaptırdı.Hıdır akıllıdır hem de dürüst.Geçenlerde bir taksinin şöförü köye varmış ,muhtarı arayı,meğer yolda bir tavuk ezmiş sahibini sorarmış..Muhtar Hıdır tavuğa bakmış ,bu bizden değildir ,bizim köyde yassı tavuk yoktur,demiş...
Senin küçüğün Mehmet çok akıllı bir evlat oldu çıktı.Geçen gün tepeye varmış,elinde bir ip sallayıp durur...Anan ,evladım ne edersin demiş.O da Hava durumuna bakarım demiş.Çektim onu akşam karşıma ,anlat bakalım şu hava durumu işini dedim.Anlattı ,meğer ip sallanınca Havanın rüzgarlı olduğunu ,ip ıslanınca yağmur yağdığını anlarmış.Çok akıllı çocuk vesselam .Sen o yaşta böyle akıllı değildin!
Yaa işte böyle evladım...Memleketten sana bol bol haber...Yeni haber olursa yine yazarım.
NOT:Mektuba para koyacaktım,ama geç aklıma geldi,zarfı kapatmışım.
FİDYECİ LAZ
Ekonomik kriz yuzunden buyuk para problemi olan Temel, cocuk kacirip fidye istemege karar vermis. Sehrin buyuk bir parkinda cocugun birini gozune kestirmis.
Once bir not yazmis; "Cocugunu kacirdim.Bunu yaptigim icin uzgunum ama kusura bakma cunku gercekten paraya ihtiyacim var. Yarin sabah saat 7'de falanca parktaki filanca agacin altina bir siyah cantada 5 milyar getir. Imza: Laz."
Cocugun yanina gitmis, notu cocugun ceketinin ic cebine koyup, dogruca evine gitmesini ve notu babasina gostermesini soylemis. Ertesi sabah parka geldiginde soyledigi agacin altinda, soyledigi renkteki cantada icinde 5 milyar olan emaneti bulmus. Baska bir notla birlikte;
"Paran burada ama bir usagin hemserisine boyle birsey yapmasina inanamiyorum"
MÜŞTERİ
Şirketin müşteriye yardım hattında banda alınmış bir telefon konuşmasını okuyacaksınız: Bu konusma sonrası WordPerfect görevlisi işinden kovuluyor. Kovulan görevli WordPerfecti kendisini "Gerekçesiz" işten çıkardığı için mahkemeye veriyor. İste bu konuşmanın deşifresi.
-WordPerfect yardım hattı, buyrun, nasıl yardımcı olabilirim.
-WordPerfect`te bir sorun oldu.
-Nasıl bir sorun?
-Yazı yazıyordum, birden bütün kelimeler gitti.
-Gitti mi?
-Yokoldu!
-Ekranda şu anda ne görüyorsunuz?
-Hiç bir şey.
-Hiç bir şey mi?
-Yazdığım hiç bir şey ekrana çıkmıyor.
-Hala WordPerfect programında mısınız yoksa programdan çiktınız mı?
-Bunu nereden bileyim.
-Ekranda bir "C" harfi görüyormusunuz?
-Bir "hece" mi..
-Boşverin. Ekranda yanıp sönen bir çizgi var mı?
-Söyledim ya hiç bir şey yazmıyor.
-Monitor üstünde yanan bir lamba var mı?
-Monitör ne?
-Ekranı olan yer, televizyon gibi.. Çalıştığını gösteren küçük bir lamba var mı?
-Bilmiyorum.
-Monitörün arkasına bakın, oraya bir elektrik kablosu giriyor olması lazım. Görebiliyor musunuz?
-Evet.
-Harika, o kabloyu takip edin duvarda elektriğe bağlı mı bana söyleyin.
-Bağlı.
-Harika. Monitörun arkasına bakınca baglı olan tek kablo mu gördünüz, yoksa iki tane mi?
-Görmedim.
-Tekrar bakar mısınız, ikinci bir kablonunda bağlı olması lazım.
-Evet buldum.
-Tamam, şimdi onu takip edin bilgisayara bağlı mı diye bakın.
-Kabloya ulaşamıyorum.
-Ulasmayın, bağlı mı diye bakabilir misiniz?
-Olmuyor.
-Bir şeyden destek alıp eğilip bilgisayarın arkasına baksanız...
-Eğilmek dert değil, karanlık oldugu için bakamıyorum.
-Karanlık?
-Ofisin işıkları kapalı, pencereden gelen ışık yetmiyor.
-Ofisin ışıklarını yakın.
-Yanmaz.
-Neden?
-Elektrikler kesik.
-Elektrikler mi kesik. Tanrım..! (kisa bir sessizlik) Bilgisayarın kutusu, kitapları herşeyi duruyor mu?
-Evet dolapta.
-Şimdi bilgisayarı sökün, aynen aldığınızdaki gibi paketleyin ve aldığınz dükkana iade edin.
-Durum bu kadar kötu mü?
-Korkarim öyle!
-Peki tamam. Onlara ne diyeceğim?
-"Ben bilgisayar kullanamayacak kadar aptalım" diyeceksiniz. işte böyle, kolay gelsin....."
ÜNİVERSİTELİ GENÇ
Erzurumda üniversite okumakta olan genç kaldığı evin yakınlarında bir bakkala giderek bakklacıya -pardon bakarmısınız rica etsem şurdan iki ekmek alabilirmiyim demiş bakkalcı demişki -ne yalvarisan gardaş iste verağ
ÇİNLİ İLE DOKTOR
Çinlinin biri iş amaçlı Türkiye`ye gelmiş, aksilik bu ya bir trafik kazası geçirir ve tercümanı ölür kendisi ağır yaralıdır. Aradan biraz zaman geçer adam biraz iyileşir, doktor kontrol için çinlinin odasına gider, çinliye yaklaşır ve raporlara bakarken çinli doktora;
- çhan çhin çhun.der
doktor şaşırmış bir durumda hastaya yaklaşır ve sorar
-ne demeye çalışıyorsun?
-çhan çhin çhun.
doktor meraklanmıştır ve tekrar sorar
- ne lazımdı der.
Artık çinlinin rengi solmaya başlamış bir halde tekrar;
- çhan çhin çhun. der ve ölür.
Doktor çinlinin söylediklerini bir kâğıda yazar ve düşünmeye başlar, bana kesinlikle parasının yerini söylemiştir diye hayaller kurarak tercüman arar ve kâğıdı uzatır ve Türkçeye çevirmesini söyler tercümana. Kâğıtta şöyle yazar
- hortuma basıyorsun nefes alamıyorum!...
YANLIŞ MAİL
Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır.
Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görür ve karısına e-mail atmaya karar verir.
Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir....
Tam bu sırada farklı bir yerde kadın, kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve bilgisayarındaki maili görür,arkadaşlarından geldiğini düşündüğü maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır.
Odaya giren annesi yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür.
-Kime : Sevgili karıma
Konu : Yeni ulaştım.
Tarih : 16 Mayıs 2004 Benden haber aldığına şaşıracağından eminim. Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz. Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Her şey yarın senin buraya geleceğini düşünülerek hazırlanmış. Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin.
Not : Burası çok sıcak.
MANTIK
Üniversite son sınıf öğrencisi yazılı sınavından kalınca doğru hocasına gider..
-Siz beni sınıfta bırakarak hayata atılmamı önlüyor ve
cezalandırıyorsunuz. işin bu yanını hiç düşündünüz mü?
-Tabii düşündüm.Hocanın görevi bilgiyi ölçmek,yeterli olmayanı sınıfta bırakmak değil mi?
-iyi.. O zaman size bir teklifim var. Bir soruda ben size soracagim.Dogru cevabi verirseniz, ben kötü notumu kabul edip sinifta kalacagim. Bilemezseniz,notumu düzeltecek ve sinifi geçirteceksiniz. Hocanin keyfi yerinde..Teklifi kabul eder ve ögrenci sorar
-Yasal olup, mantikli olmayan nedir? Mantikli olup, yasal olmayan nedir? Ve de ne mantikli ne de yasal olmayan nedir?
Hoca uzun uzun düsünür ama cevabi bulamaz. Iddia geregi ögrencisine iyi not vererek sinifi geçirir.. Ama akli da soruda
kalir.. Sonunda sinifin en iyi ögrencisini çagirir, olayi anlatir ve sorunun yanitini bilip bilmedigini sorar. Ögrenci hemen cevap verir
-Siz 65 yasindasiniz ve 23 yasinda bir kadinla evlisiniz.Bu yasal ama mantikli degil. Karinizin 25 yasinda bir sevgilisi var. Bu mantikli ama yasal degil. Siz karinizin sevgilisini, zayif alip sinifta kalmasi gerekirken iyi not verip mezun ediyorsunuz.Bu ise ne mantikli,ne de yasal.
SEVAP
Erzurum'ludan Sevabın Tanımı
Tamam işte o bankamatik var ya, ona gidir bir kart sohirsan. sonra birgaç numara yazirsan. Eğer daha önce para yatırmışsan maçina hemen istediğin parayı verir.
Yoh daha önce para yatirmamişsan maçina sana deyir ki:
-Ula gavat, sen ne parasi yatırdın ki şimdi benden isdirsen?
İşte sevap da buna benzer. Eğer bu dünyada sevap yaparsan, öbür dünyada garşan gelir. Yapmazsan, heç bir şey bekleme
FIKRA DEĞİL GERÇEK İŞ KAZASI
Adana Çimento Fabrikası’nın yayın organı "Fabrikadan Haberler" adli derginin eski bir sayısında, is kazası geçiren ve hastanede yatan bir isçinin kazasının nasıl olduğuna ilişkin ifadesi yer alıyor.
Birlikte okuyalım:
"Sayın şefim, is kazası tutanağına da, "Planlama Hatası" diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek, ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Su anda hastanede yatmama neden olan olay, aşağıdaki gibi olmuştur..
"Bildiğiniz gibi ben, duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman, biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250 kilo olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmem gerekiyordu. Aşağı indim. Bir varil buldum ve sağlam ipi varile bağladım. Altıncı kata cıktım. İpi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya saldım. Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata çıkardım. İpin ucunu aşağıda sağlam bir yere bağlayıp yeniden yukarı cıktım. Bütün tuğlaları varile doldurdum ve aşağı indim. Bağladığım ipin ucunu çözdüm. İpi çözmemle birlikte, kendimi havalarda buldum. Nasıl bulmayayım? Ben 70 kiloyum. 250 kiloluk varil aşağı düşerken beni yukarı çekti. Heyecan ve şaşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim. Yolun yarısında, dolu varille çarpıştık. Sağ iki karburgamın bu sırada kırıldığının sanıyorum. Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı.
Parmaklarım bu sırada kırıldı. Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı. Varil hafifleyince, bu sefer ben aşağı varil yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık. Sol bacağımın kaval kemiği bu sırada kırıldı. Can havliyle ipi bırakmayı akıl ettim. Başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini gördüm. Kafatasımında böyle çatladığını sanıyorum. Bayılmışım gözümü hastanede açtım. Görülmemiş kaza bu işte........................................
ASKER MEKTUBU
Temel askerdedir fakat kimi kimsesi yoktur ve birgün Temel cumhurbaşkanından harçlık istemek için bir mektup yazar ve mektubu göndermesi için çavuşa verir çavuş da temel hiç mektup göndermezdi acaba kime yazmiş diye merak eder ve mektubu okur mektupta temel cumhurbaşkanından 20 milyon harçlık istediğini okuyunca temele acır ve cebindeki 15 milyonu zarfa koyup Temel'e verir ve Temel parayı alınca bir mektup daha yazar çavuş yine mektubu okur ve mektup da şöyle yazar SAYIN CUMHURBAŞKANIM PARA İÇİN SAĞOLUN AMA BUNDAN SONRA BANKA HESABIMA YATIRIN ÇÜNKÜ BİZİM ÇAVUŞ PARANIN 5 MİLYONUNU YEMİŞ
SU DERİN Mİ?
Temel, dere kenarinda oturuyormus. Oradan jeeple geçmekte olan bir adam suyun derin olup olmadigini sormus.
Temel: - Derin degildir geçebilirsin demis. Adamda Temel'e güvenerek
suya jeepiyle girmis. Jeep bir anda sulara gömülmüs. Kan ter içinde sudan çikan adam Temel'in yakasina yapismis: -Hani derin degildi ulan.
Temel : -Abi vallahi benim suçum yok,demin bir ördek geçiyordu su beline geliyordu.
TEMEL BAKAN OLMUŞ
Temel adalet bakanı olmuş bir hapisaneyi ziyarete gitmiş. Hapishanede olan herkes "suçsuz yere buraya düştüklerini, kader kurbanı olduklarını" söylüyorlarmış.İçlerinden sadece bir tanesi "suçlu olduğunu ve cezasına razı olduğunu" söylemiş. Temel hapisane müdürüne dönmüş sinirli bi şekilde:
-"Ha pu adamı çıkarun dışarıya içerdekilerinde ahlakunu pozmasun"
TEMEL MAKİNİST OLMUŞ
Temel makinist olmuş. İlk görevinde treni devirmiş.
400 yolcu ölmüş. Amir, 'Nasıl oldu bu iş?'
diye sormuş.
Raylara pi adam çiktu. Onun yuzünden oldi'
demiş Temel...
Amir:
'- Oğlum bari adamı ezseydin de 400 yolcu
ölmeseydi' deyince Temel boyun bükmüş:
'- Pen de öyle düşündum. Ama adam son anda raydan
çikinca onu ezmeye çalişirken tren devrildu.'
SARIŞIN VE BEYAZ EŞYA SATICISI
Bir gün bir sarışın beyaz eşya dükkanına gider ve:
-Şu küçük televizyonun fiyatını öğrenebilir miyim?
satıcı:
-Maalesef sarışınlara satış yapmıyoruz efendim.
Sarışın bu lafa çekip gider.Ancak yine de o televizyonu almakta kararlıdır. Kuaföre gidip saç diplerini boyatır.Böylece tam bir sahte sarışına benzemektedir.Yine aynı dükkana gider ve :
-Şu küçük, sevimli televizyonu almak istiyorum.der
Satıcı:
-Maalesef sarışınlara satış yapmıyoruz efendim.der
Sarışın yine bozulmuştur ve çekip gider.Bu sefer kuaförüne saçını dipten uca boyatır.Sarışın artık tam anlamıyla kumral bir güzeldir.Dükkana gider ve :
-Şu küçük televizyonu almak istiyorum.fiyatı nedir?
Satıcı:
-Sarışınlara satış yapmıyoruz.
Sarışın:
-Sarışın olduğumu nereden anladınız!?
Satıcı:
"Efendim üç gündür istediğiniz o televizyon aslında bir mikrodalga fırın........"
Alnını Ortasından Odladım
Cinayet suçundan yargılanmak üzere mahkemeye sevk edilen terekemeden, hakim olayı anlatmasını ister.
- Hakim bey ! Günlerden cumaydı, hava bulutluydu, men ordaydım, alaca it senin gibi orda oturuyordu, kara it de aşağıda duruyordu, bir den kavga koptu. Bunların arasından kanlım, düşmanım gelirdi. Çektim lağanı, anlının ortasından odladım.
Babayın Hayrına
İzzet bir sabah erkenden kalkmış koşa koşa helaya gitmiş.
Bakmış helanın kapısı kapalı. İçeride Bego, bir türlü çıkmıyor.
Bu arada sıkışan İzzet hela kapısını beklemekten yorulunca, çareyi
konşusunun helasında aramış.
Komşusunun helasına koşa koşa giden İzzet'i komşusu:
- Bizim helaya gidiyorsan orası dolu? deyince
İzzet helanın açık kapısını gösterip boş olduğunu söylemiş.
Komşu ise:
- Dolu demekte ki maksadım izin vermerim demektir?.
Çaresiz İzzet:
- Yahu komşu babana hayır gerekmez mi,
bırak babayın hayrına bir kere sıçayım? demiş..
BELE YAPMAYIN
Erzurumlu ölünce,sorgu sual melekleri alıp onu cennetle,cehennemin kapısının önüne götürürler.Dadaşım bakar ki bir kapının önünde yüzlerce insan var,diğeri bomboş. Sıradakilere siz neyi bekliyorsunuz,diye sorar.Onlardan biri de ,biz cennete girmek için sıra bekliyoruz, der.Bumun üzerine o ,kimsenin bulunmadığı cehennemin kapısına doğru yönelir.Daha içeri girer,girmez,Zebaniler topuzlarla buna vurmaya başlarlar,Sıcak sulara sokup çıkarırlar.Erzurumlu biraz nefes alınca,zebanilere çatar, -Ağa bah bele ettiğiniz için heç çisme burya celmek istemir.Canım ne olir çi birez de insafli davranın.
AŞIRI HIZ VE UYANIK ŞOFÖR
Adam trafikte 'alçaktan uçarak' giderken polise yakalanır... kenara çeker arabadan iner:
- Buyrun Memur Bey!
- Beyefendi aşırı hız yaptığınız için sizi durdurmak zorundayım, ehliyetiniz lütfen?
- Ehliyetim yok, son yaptığım kazada ehliyetime el koydular Memur Bey.
- Peki aracınızın ruhsatını görebilir miyim?
- Araba benim diil Memur Bey çaldım ben bu arabayı.
- Anlamadım nasıl yani, siz bu arabayı çaldınız, öyle mi???
- Evet Memur Bey, aa durun bi dakka torpido gözünde ruhsat olucaktı, silahımı oraya koyarken ruhsat gibi bişi gördüm galiba....
Polis iyice şaşırır:
- Torpido gözünde silah mı var?!?!?!!?!?!?
- Evet Memur Bey, bu arabanın sahibi kadını vurduktan sonra cesedi bagaja koydum silahı da torpido gözüne koydum...
- Bİ DE BAGAJDA CESET Mİ VAR?!?!?!!?!?!?!?!?!?!
- Evet Memur Bey...
Trafik polisi bunu duyar duymaz amirini arar, arabanın etrafı bir anda polislerle dolar ve adamı sorguya alırlar.... Ekipler amiri adamın ehliyetini ister, adam ehliyetini çıkarır ki ehliyet geçerli temiz hiçbir anormallik yok.. Bunun üzerine adamın ruhsatını ister, adam çıkartır ruhsatı da verir, ekipler amiri yine bakar ki araba adama ait.. Derken adamdan torpido gözünü açmasını ister, adam açınca ortaya çıkar ki orada da silah falan yok... Ekipler amiri bir de bagaja bakmak ister adam bagajı açar orada da ne ceset ne bişi yok.. Bunun üzerine ekipler amiri 'Çok garip' der....
'Sizi durduran memurun anlattığına göre bu arabanın bi kadına ait olduğunu söylemişsiniz, kadını öldürüp cesedi bagaja, silahı da torpido gözüne koymuşsunuz...'
Adam güler:
'İnanamıyorum... O şimdi benim için 'aşırı hızlı gidiyordu' da demiştir....
PAPAĞAN
Üç Amerikan askeri Iraklı bir amcanın bakkalına girerler alış veriş yaparken
'kahrolsun Amerika'diye ses duyarlar. Etrafa bakınırlar ve sesin bir
papağandan geldiğini görürler.
Bunun uzerine Iraklı bakkal amcaya 'bu papağanı buradan yok et yarın
geldiğimizde görürsek seni mahvederiz'derler.
Askerler gittikten sonra bakkal amca kara kara düşünmeye başlar çünkü
papağan kuşunu çok sevmektedir. Derken aklına cami imamlarının papağanı
gelir. Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır ve 'Hocam eğer
sakıncası yoksa papağanları değişelim'der Hoca kabul eder ve değişim
gerçekleşir. Ertesi gün işgalci Amerikan askerleri gelir, papağanı görürler
ve kızarak :'biz sana bunu yok edeceksin demedikmi? '
Amca bu papağan o değil desede inandıramaz.
Sivri zekalı askerin biri ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup
olmadığını der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:
'Kahrosun Amerika!!
ses çıkmyınca bakkal amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:
-Kahrolsun Amerika!
(ses yok)
-Kahrolsun Amerika!
(ses yok)
-Kahrolsun Amerika!
papağan dile gelir
-Amin evlatlarım.....)))
BUSH VE ŞOFÜRÜ
Bir gün Bush ve şoförü bir kır gezisine çıkmışlar. Bir çiftlikten geçerken hızlı oldukları için tavuğa arkasından ördeğe ve onun arkasından da ineğe çarpmışlar.
Bush bütün ihtişamıyla :
-"Dur ben gidip şimdi çiftlik sahibiyle konuşur onu bilgilendirip geliyorum" der. Neyse bizim Bush gider ve hemen arkasından ağız burun takas olmuş şekilde gelir. Ve şoförüne :
-"Kaç, Kaçalım, ..." gibi sözler söylemeye başlar.
Neyse bizim ikili hızla giderken öbür çiftliğin domuzuna çarpıp dururlar. Bush:
-"Bu sefer sıra sende." der. Neyse bizim şoför gider çiftliğin kapısını çalar. Bush arabanın içine saklanmış şoförü beklemektedir otuz dakika geçer ne gelen var ne giden bir saat geçer gene bizim şoförden haber yok.neyse İki saat sonra bizim şoför ellerinde meyve sepetleriyle gelmektedir. Bush bu olay karşısında şaşırıp şoföre sorar:
-"Ne oldu dayak yememişsin?"
Şoför cevap verir:
"Vallahi başkanım dediğim cümle şu 'BEN BUSH'UN ŞÖFÖRÜYÜM DOMUZ ÖLDÜ' adam bana yemek yemeden gidemezsin dedi ben de yemek yeyip de geldim"
TEMEL VE TÜP GEÇİT
Mısır hükümeti Kızıldeniz in altına tüp geçit yaptırmak için ihale açar.
İhaleye İngiltere den, Amerika dan, Japonya dan birer firma ve Türkiye den de Temelin firması olmak üzere dört firma katılır. Firmaları teker teker mülakata çağırırlar ve teknik bilgi isterler.
İngiliz Firması:
- Biz iki taraftan da eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz.
Tüneller arasında maksimum 1 metre fark olur, 30 metre enindeki tünelde de 1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz. derler.
Amerikan Firması:
- Biz de iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz.
Maksimum 50cm fark olur. derler.
Japon Firması:
- Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz.
Maksimum 20cm fark olur. derler.
Sıra bizim Temel e gelir.
Temel:
- lla biz de iki taraftan kazmaya başlarız.
Ortada buluştuuuk buluştuk, buluşamadık iki tüneliniz olur. der!!!
BİLGİSAYAR PROGRAMI
Bir işyerine bilgisayar ve stok programı satılır. Teknik servis elemanı
bilgisayarı işyerine kurduktan sonra stok programının kullanımı ile ilgili
bilgi verir ve ayrılır.
Aradan bir iki saat geçer, işyerinden telefon:
-"Kardeşim sizin anlattığınız gibi yapirem fakat program düzgün çalışmiir."
Teknik servis elemanı sorar:
-"Nasıl yapıyorsunuz?"
-"Senin anlattığın gibi."
-"Hata ne?"
-"Yazdığım bilgiler kaydetmeme rağmen saklanmir."
-"İşlem basamaklarını tek tek anlatın."
-"Tamam" diyor ve başlıyor anlatmaya...
"Programı açirem. Malın adı bölümüne adını, adedi bölümüne adedini,
birim fiyatını vb. yazirem.
Hepsini yazdıktan sonra senin anlattığın gibi kayıt bölümüne basirem.
Ekrana bir yazı geliyir: Kaydetmek ister misiniz? E/H yazısı çıkir.
Ben de diyirem Hee..."
CEHENNEM SATIŞI
Kayseri`li, Papa'nın cennetten yer sattığını işitince doğru Vatikan'a gitmiş. Papa'ya:
-Bazı Müslümanlar cehennemlik olduğu için demiş, Cehennemin tapusuyla anahtarını şimdiden almak istiyorum.
Uzun pazarlıklardan sonra istediği fermanı ve anahtarı elde etmiş. Bunun üzerine zengin Hristiyanlara yönelik bir reklam kampanyasına girişmiş:
-Cehennemin tapusu ve anahtarı bende. Cehenneme girmek istemeyenler, benden belge alabilirler. Cennet arsalarının yarı parasına... Kayseri`linin elindeki fermanı gören Hristiyanlar, cehenneme kabul edilmeyeceklerine ilişkin belge satın almaya başlamışlar. Cennet müşterileri azalınca, Papa Kayseriliyi çağırtmış:
-Al şu verdiğin parayı, ver cehennemin tapusuyla anahtarını! Kayseri`li:
-Ben cehennemi sattım, demiş. Geri almak için çok para gerekli.
-Ne kadar?
-Heybenin iki gözü dolusu altın. Papa, çaresizlik içinde ellerini iki yana açtıktan sonra buyruğu vermiş:
-Doldurun bu Kayseri`linin heybesini altınla!
Kör Kayserili
Gözleri kör yanlız ve yoksul bir Kayserili kırlarda başıboş dolanırken bastonuna değen sihirli lambayı alıp içinden Cin çıkarmayı başarmış. Bu isten hayli bıktığı belli olan Cin Kayseriliye şöyle bir baktıktan sonra;
- "Senin hayli isteğin vardır; şimdi sen gözlerin açılsın istersin, zenginlik dilersin, evlenmeyi arzularsın, ama uğraşamam. Sadece bir dileğini yerine getireceğim. Iyi düşün ve ne isteyeceksen iste." demiş. Kayserili biraz düşündükten sonra dileğini söylemiş;
-"Çocuğumun saatlerce altınlarımı saymasını görmek istiyorum
Baba mı diyir?
İki çocuğu olan köy delikanlısı askerliğini yapıp da evine döndüğünde bakmış; karısı Ayşe üç çocukla bir masanın etrafındalar. Birden öfkelenip bağırmaya başlamış:
- Abovv!!! Ula kaltak! Bu üçüncü çocuk nerden çıktı?! Askere giderken iki çocuğumuz vardı. Bu sonuncusu benden olamaz!?
Ayşe ona gayet sakin cevap verir:
- Ne bağırıyorsun yaa? Sana "baba" mı diyir?! Oturmuş yoğurdini yiyir!
Kayserili ve Trabzonlu Milletvekilleri
Mecliste Kayseri Milletvekilinin hafif yollu şekerlediği bir sırada Trabzon Milletvekili konuşmasını yapıyormuş. Kayserili vekil, uyanmış ki Trabzonlu vekil kürsüden Trabzon'a bir şeylerin yapılmasını istiyormuş. Bizimki ne istediğini anlayamadığı için sıkıntıya girmiş. Trabzon'a bir şey yapılacaksa Kayseri'ye de yapılmalı diye düşünmüş. Söz alıp:
- Sayın vekilin Trabzon'a yapılacaklar hususundaki açıklamalarını takdirle karşılıyoruz, lakin bu konuda Kayserinin de ihmal edilmemesini istiyoruz. Mecliste bir gülüşmedir başlamış.
Vekil şaşırmış, ne oluyor gibisinden bakınırken Meclis Başkanının sesi duyulmuş:
- Sayın vekil, Kayseri'ye denizi getirdiğiniz gün söz veriyoruz, Kayseri'ye de bir liman yapılacaktır.
...............
CENNET'TE NİKAH
Evlenme hazırlığı içindeki çift trafik kazasında ölüp Cennet'e giderler. Damat adayı durumlarını görevli meleğe anlatarak, Cennet'te evlenip evlenemeyeceklerini sorar.
"Bir bakayım" der görevli melek.
Aradan üç ay geçtikten sonra Melek gelir ve mağdur çifte sevinçli haberi verir:
- Herşey ayarlandı; sizi evlendirebiliriz!..
Damat adayı, "Şey" der, "Biz düşündük de; acaba evliliğimiz yolunda gitmezse boşanabilir miyiz?"
Görevli melek gök gürültüsünü andıran sesiyle kızgın bir cevap verir:
- Siz manyak mısınız?!! Cennet'te nikahınızı kıydırabilmek için tam 3 ay dolaştıktan sonra bir imam bulabildim! Avukat bulmak ne kadar sürer hiç tahmin edebiliyor musunuz?!"
GÖREVİNE BAĞLI ASKER
Yüzbaşı evin papağanına belli başlı kelimeleri ezberletmişti. "Mehmet gel, Mehmet git, şunu yap, bunu yapma v.s"...
Evde kimsenin bulunmadığı bir sırada evin yeni emir eri ortalığı silip süpürmekle meşgul görünüyordu. İçeriden "MEHMED!" diyen sesi duyunca fırladı koştu:
"Buyur?" dedi, ama arkası gelmedi.
Tekrar işine daldı. Bir zaman sonra tekrar çağrıldı. Şaşırmıştı. Odada bu emri beklemeye karar verdi. Papağana gözü takıldığı anda da papağan "MEHMED!" diye çağırmasın mı! Derhal hazır ol vaziyetine geçerek:
-Buyur komutanım, dedi.Kusura bakma seni guş sandımdı.
...............
İŞİN FORMÜLÜ
Yahudinin biri,pazara,topal eşeği satmak için götürür,fakat alıcıyı kandırsın diye eşşeğin tırnağına çivi çakar,eşşeğe bir Kayserili müşteri çıkar,kayserili ayakta ki çiviyi görür,içinden 'çiviyi çıkarırım düzelir'diye düşünür,eşşeği alır. yahudi ertesi gün sağda solda övünür. -siz kayserililer akılıyı diye övünürsünnüz çiviyi çaktım anada doğma sakat eşşeği sattım der. duyanlar bunu kayseriliye anlatırlar Kayse rili eli dizine vurur: -tüh yahu,verdiğim para sahte olmasaydı bayağı kazıklanmıştım.
TEMEL'İN BABASI
Temel'in babası vefat eder...Cenazeye gelen bir aile dostu Temel'e soar: Nasıl oldu?
Cevap: 30.kattan asagiya düstü...
Adam: Vah vah desene çok feci ölmüs...
Temel: Yok yok öyle ölmedi... Tam yere düsecekken manavin tentesine çarpip tekrar yükseldi...
Adam: Vah Vaah! Daha siddetli çakildi o zaman.
Temel: Yok! Karsidaki kasabin tenteden zipladi bu sefer karsi binanin çatisina...
Adam: Demek çatiya çarpip öldü.
Temel: Yok ya! Çatidan yuvarlanip elektrik tellerine gitti..
Adam: Deme ya! Çarpildi o zaman...
Temel: Yok canim teller yaylandi babami 200 metre yukari firlatti.
Adam: 200 metreden yere çakildi öyle mi? Yazik...
Temel: Yok ya yine en bastaki bakkalin tenteye...
Adam: Orda mi öldü?
Temel: Yooo... Ordanda yine kasaba...
En sonunda bunalan adam Temel'e bagirarak sordu: Ulan nasil öldü bu adam?
Temel: "Baktik durmuyor.. Vurduk!"
YOLCULUK
Bizim terekeme şehirlerarası yolculuk yapmaktadır. Otobüs mola verir. terekeme ihtiyaçlarını gidermek için, iner.
Geri döndüğünde restoranın önünde bir çok otobüs olduğunu görür. Kendi arabasının hangisi olduğunu şaşırır. Panikler rast gele bir otobüse biner. Şöförün ordan bağırır:
Ayeee ayyy millet hele bağın men bu otobosun adamıyam mı?
KAZ GÖNDERSEM YOLAR MISIN?
Çok soğuk bir kış günü padişah, tebdil-i kıyafet gezmeye karar vermiş.
Yanına başvezirini alıp yola çıkmış.
Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler.
Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş.
Padişah, ihtiyarı selamlamış:
'Selamunaleykum ey pir'i fani...'
'Aleykümselam ey serdar'ı cihan...'
Padişah sormuş:
'Altılarda ne yaptın?'
'Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor...'
Padişah gene sormuş:
'Geceleri kalkmadın mı?'
'Kalktık... Lakin, ellere yaradı...'
Padişah gülmüş:
'Bir kaz göndersem yolar mısın?'
'Hem de ciyaklatmadan...'
Padişahla baş vezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar. Padişah
baş vezire dönmüş:
'Ne konuştuğumuzu anladın mı?'
'Hayır padişahım...'
Padişah sinirlenmiş:
'Bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım.'
Korkuya kapılan başvezir, padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla
dere kenarına dönmüş. Bakmış adam hala orada çalışıyor.
'Ne konuştunuz siz padişahla....'
Adam, başveziri şöyle bir süzmüş:
'Kusura bakma. Bedava söyleyemem. Ver bir yüz altın söyleyeyim.'
Baş vezir, yüz altın vermiş.
'Sen padişahı, serdar-ı cihan, diye selamladın. Nereden anladın
padişah olduğunu.'
'Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi.'
Vezir kafasını kaşımış.'Peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye
yetmiyor ne demek?...'
Adam, bu soruya cevap vermek için de bir yüz altın daha almış.
'Padişah, altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı ki, kış günü
çalışıyorsun, diye sordu. Ben de, yalnızca altı ay yaz değil, altı ay
da kış çalışmazsak, yemek bulamıyoruz dedim.(32 ise ağızdaki dişten
kinaye, boğaz)'
Vezir bir soru daha sormuş...'Geceleri kalkmadın mı ne demek?'
Adam bir yüz altın daha almış.
'Çocukların yok mu diye sordu. Var, ama hepsi kız. Evlendiler,
başkasına yaradılar, dedim....'
Vezir gene kafasını sallamış.
'Bir de kaz gönderirsem dedi, o ne demek...'
Adam gülmüş.
'Onu da sen bul...'.
Erzurumlu İstanbul'da
Erzurmulunun biri İstanbul'da boğaz köprüsünde giderken yolun ortasında arabası arızalanmış. Trafik adeta altüst olmuş.
Arkasındaki aracın sahibi sinirlerine hakim olamamış. Kapıyı açıp ağzına geleni söylemiş. Yaklaşık 10 dakika bağırmış. Erzurumlu arabasından dışarı çıkarak arkasındaki şoföre:
-NEYE FENİKİSEN
demiş.
Adam aynen şöyle demiş. "Ulan herife o kadar küfrettik adam turist çıktı iyimi."
KRALİÇE
Temel İstanbul'a gelmiş, yürüyormuş. Bu arada 5 dakikada bir top atışları
duyulmaktaymış. Merak edip sormuş.
Hemşerim bu top atışları neyin nesi?
diye.
Kraliçe Elizabeth in gelmesi sebebiyle top atışı yapıldığı anlatılmış. Aradan yarım saat geçmiş ve top atışları halen sürmekteymiş. Temel yine sormuş bir başkasına
- Bu top atislari neden?
diye. Aynı cevabı alınca söylenmiş:
- Ulan, yarım saattir bir karıyı vuramadılar, be!
ERZURUMLU DEĞİLMİŞ
BİR GENELGE İLE İSTANBULDAKİ BÜTÜN ERZURUMLULAR MEMLEKETLERİNE GÖNDERİLECEKMİŞ. POLİS HER YERDE ERZURUMLU ARIYORMUŞ. BİZİM ERZURUMLU ARKADAŞLARINA SİZ MEMLEKETE GİDİN BEN BURADA KALACAĞIM DEMİŞ. HERKES GİTMİŞ BİZİMKİ KALMIŞ.
BOĞAZ KÖPRÜSÜNDE POLİS KONTROL YAPIYORMUŞ. BİZİMKİNİ DURDURMUŞLAR.
KONTROLDEN SONRA POLİS SORMUŞ
-NERELİSİN SEN?
-İSTANBULLUYAM.
POLİS İNANMAMIŞ TABİ...KENDİNCE UFAK BİR SINAVA TABİ TUTMUŞ VATANDAŞI.
-MADEM İSTANBULLUSUN TOPRAK DE BAKİM
-TORPAAAAK
-YAPRAK DE BAKİM
-YARPAAAAK
-KÖPRÜ DE
-KÖRPÜÜÜÜÜÜÜ
DEMİŞ. YÜRÜ MEMLEKETE.
2 GÜN SONRA KAHVEDE ARKADAŞLARI BİZİMKİNİ GÖRÜR. ULA NE OLDU DİYE SORARLAR.BİZİMKİ DERKİ.
-BANA DEDİÇİ TORPAK DE, DEDİM
YARPAK DE, ONUDA DEDİM
HERHAL O KÖRPÜ VARYA KÖRPÜ ONU DİYEMEDİM.
AZRAİL VE POLİTİKACILAR
Azrail, koltuğunda oturan kaptan pilota görünmüş:
-"Haydi"
demiş
Zaman geldi, gidiyoruz !"
- "Aman etme !"
demiş pilot;
- "Ben gelirim de, uçakta seçim gezisine
çıkmış iki yüz politikacı var. Bana inişe kadar olsun izin ver..."
- "Sen ne diyorsun be"
demiş Azrail;
- "Bu herifleri aynı uçakta
toplayacağım diye anam ağladı benim !"
YALAN
PADİŞAHIN BİRİ. 'Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim' demiş.
Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana;
''Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü.'' ''Bunun neresi yalan?.. Kuş kartaldır, arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabii!..'' ''Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!..'' ''Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii!..'' ''Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!'' ''Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir.'' Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş. Ama bir gün bir KAYSERİLİ gelmiş; ''Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Şimdi geri almaya geldim. Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde!..''
.......
AT YARIŞI
TEMEL İLE CEMAL BİRLİKTE SİNEMAYA GİTMİŞLER. FİLMDEKİ BİR AT YARIŞI SAHNESİNE KADAR, HİÇ SESLERİNİ ÇIKARMAMIŞLAR...TAM YARIŞ BAŞLADIĞINDA TEMEL..CEMAL'E DÖNMÜŞ:
--UŞAĞUM, GEL SENİNLE BİR BAHSE GİRELİM...BEN DERİM Kİ, BEŞ NUMARALI AT KAZANACAKTIR...
CEMAL: "PEKİ," DEMİŞ VE İDDİAYI KAYBETMİŞ. FİLM BİTİP, DIŞARI ÇIKTIKLARINDA TEMEL BİR İTİRAFTA BULUNMUŞ:
--ULA UŞAK, BEN SANA BİR OYUN OYNAMIŞIM....DAHA ÖNCE BU FİLMİ GÖRDÜĞÜMDEN, BEŞ NUMARALI ATIN KAZANACAĞINI BİLİYORDUM.
CEMAL, PEK ŞAŞKIN BİR HALDE CEVAP VERMİŞ:
--UŞAĞUM, BENİM DE BU FİLMİ İKİNCİ GÖRÜŞÜMDÜR. AMA BEN NE BİLEYİM, İKİ DEFA AYNI ATIN KAZANACAĞINI....
DOKTOR TEMEL'İN TELAŞI
DOKTOR TEMEL, DOĞUM YAPTIRMAK ÜZERE BİR EVE ÇAĞRILMIŞTI. ANNE ADAYININ ODASINA GİRDİ. KADININ EŞİ VE YAKINLARI KAPININ ÖNÜNDE HEYECAN İÇİNDE BEKLİYORLARDI.
YARIM SAAT SONRA, DOKTOR TEMEL ODADAN ÇIKTI VE "BANA BİR ÇEKİÇ VERİN" DEDİ. BABA ADAYI ŞAŞIRDI AMA EMİR BÜYÜK YERDEN.
HEMEN ÇEKİÇ BULUNDU. DOKTOR TEMEL YİNE ODAYA GİRDİ. ARADAN YİRMİ DAKİKA DAHA GEÇTİ. DOKTOR TEMEL KANTER İÇİNDE ODADAN ÇIKTI.
"BANA BİR TESTERE VERİN." DEDİ.
TESTEREYİ ALIP YENİDEN ODAYA GİRDİ. BİR SÜRE SONRA HEYECANLA ODADAN ÇIKIP BU KEZ "BANA BİR KERPETEN VERİN" DEYİNCE, BABA ADAYI DAYANAMAYIP SORDU:
-DOKTOR BEY, NE OLUYOR, BİZE DE ANLATIN!
DOKTOR TEMEL'İN CEVABI SAÇ BAŞ YOLDURUCU CİNSTENDİ:
-NE OLACAK? HALA ALETLERİMİN BULUNDUĞU ÇANTAYI AÇAMADIM!
FELAKET HABERİ
GURBETTE ÇALIŞAN İKİ KARADENİZLİ'DEN BİRİ İZİNDEN DÖNMÜŞ. HEMŞEHRİSİNE MEMLEKETTEN HABERLER VERİYOEDU.
- MEMLEKETTE KAR YAĞDI, ÇAKALLAR KÖYE İNDİ! DEYİNCE ARALARINDA ŞÖYLE BİR KONUŞMA GEÇTİ:
-BİR ZARAR VERDİLER Mİ?
-SİZİN ÇİLLİ HOROZU ÇAKAL KAPTI.
-PEKİ, BİZİM KARABAŞ NEREDEYMİŞ?
-EŞEK KARABAŞ'I TEKMEYLE ÖLDÜRMÜŞ.
-BİZİM EŞEK DEĞİRMENDE DEĞİL MİYDİ?
-DEĞİRMENDEN BABANIN TABUTUNU GETİRMİŞTİ.
-UYY, BABAM ÖLDÜ MÜ?
-ÖLDÜ YA...ANANIN ÖLÜMÜNE FAZLA DAYANAMADI
-AH ANAM AH, O DA MI ÖLDÜ? DESENE OCAĞIM SÖNDÜ. EVİM BOM BOŞ KALDI.
-HAYIR BOŞ KALMADI. O DA YANGINDA YANDI, KÜL OLDU.
LEB DEMEDEN LEBLEBİYİ ANLAMAK
TEMEL, BÜYÜK BİR KÖŞKTE HİZMETKAR OLARAK ÇALIŞMAYA BAŞLAR. ANCAK VURDUMDUYMAZLIĞI, PATRONUN KAFASINI BOZMAKTADIR.
-BANA BAK TEMEL......BEN LEB DEMEDEN LEBLEBİYİ ANLAYACAKSIN......MESELA SANA MİSAFİRİM GELECEK DERSEM, HEMEN SOFRAYI HAZIRLAMALISIN. TAMAM MI? DİYE SIKI BİR UYARIDA BULUNUR.
-EMREDERSİNİZ EFENDİR, DER TEMEL.
EV SAHİBİ BİR GÜN AĞIR HASTALANIR. HİZMETÇİSİ TEMELİ YANINA ÇAĞIRTIR, ONDAN HEMEN BİR DOKTOR GETİRMESİNİ İSTER.
YARIM SAAT SONRA TEMEL, NEFES NEFESE ODADAN İÇERİ GİRER:
-İSTEDİKLERİNİZİN HEPSİNİ YAPTIM EFENDİM, DER.
KAZAN KURULDU, SU ISINIYOR, TABUT HAZIRLANIYOR....HOCA EFENDİ DE, AŞAĞIDA BEKLİYOR.
ENİ DARSA DA YÜKSEKLİĞİ VAR
GAZETEDE BÜYÜK BAHÇELİ, KELEPİR BİR SATILIK EV İLANINI GÖREN DURSUN'A SATICI TEMEL EVİ GEZDİRİYORMUŞ.
- HEMŞERİM, ÜZÜLECEK PEK BİR ŞEY YOK, EV ASLANLAR GİBİ.BİRAZ DAMI AKAR YAPTIRIRSIN. CAMLARI KIRIKTIR, TAKTIRIRSIN. ELEKTRİĞİ YOKTUR, MUM YAKARSIN. SUYU YOKTUR KUYU KAZARSIN. BİRAZ FARE VARDIR ÜÇ BEŞ KEDİ KOYARSIN!
EH, GÖRDÜĞÜN GİBİ BU EVDEN İYİSİ CAN SAĞLIĞI.
TEMEL SÖZÜNÜ TAMAMLAYINCA, DURSUN'UN BİR SORUSU OLMUŞ:
-HAKLISIN, BÖYLE KELEPİR GÖRMEDİM! AMA BÜYÜK DEDİĞİN BAHÇEYE BİR MASA, İKİ İSKEMLE ZOR SIĞAR, HAÇAN O NE OLACAK?
TEMEL, BAŞINI GÖK YÜZÜNE KALDIRIP CEVAP VERMİŞ:
-NANKÖRLÜK ETME! BAHÇENİN ENİ BİRAZ DAR, AMA YÜKSEKLİĞİNİ GÖRMEYMİSUN BE ADAM?
İLACA DEVAM
TEMEL, KAPIDA DOKTORUN ÜCRET TARİFESİNİ OKUDU:
İLK MUAYENE 50,00 YTL, SONRAKİLER 20'ŞER YTL
TEMEL, İÇERİ GİRİP GÜLÜMSEYEREK DOKTORUN YANINA YÜRÜDÜ. SANKİ İKİNCİ GELİŞİYMİŞ GİBİ:
-DOKTOR BEY, BEN GENE GELDİM, DEDİ.
-YAA! DEDİ DOKTOR. SONRA DA İLAVE ETTİ:
-GEÇEN SEFER VERDİĞİM İLAÇLARI KULLANMAYA DEVAM EDEBİLİRSİN.