 |
KALELER
Ardahan ve çevresi tarihin en eski dönemlerinden beri çeşitli uygarlıklarca
iskan olunmuş önemli bir yöremizdir. Urartu, Med, Pers, Roma, Sasani,
Selçuklu, İlhanlı, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safavi ve Osmanlı uygarlıklarına
ev sahipliği yapan yörede birçok tarihi eser ve kalıntı bulunmaktadır. İl
genelinde Urartu Kalelerinin özelliklerini andıran kaleler, bu yörede
yaşamış gayrimüslim tebaanın yaptığı küçük şapel niteliğinde kiliseler,
tarihi camiler, Ardahan ve çevresine özgü mimari özelliklerine sahip
evler, hamamlar, çeşmeler, çeşitli dönemlerin izlerini taşıyan heykel ve
figürler bulunmaktadır.
1. ARDAHAN KALESİ:
Şehir merkezinin kuzeyindeki Halil Efendi mahallesi ile, şehir merkezini
birbirinden ayıran Kura Nehri'nin hemen sol kıyısında bulunmaktadır. Tarihi
oldukça eskilere dayanan ilk inşa evresi kesin olarak bilinmeyen
Ardahan Kalesi'nin, Selçuklular tarafından yapıldığı ve Osmanlılar
döneminde de sürekli olarak kullanıldığı bilinmektedir.
Kalenin inşasında mimari açıdan dikdörtgen bir plan düzeni esas alınmıştır.
Klasik Osmanlı hisarları görünümündeki kalenin, ana girişi batıdandır ve
giriş kapısının eyvan tarzında yüksek bir kemeri bulunmaktadır. Giriş
kapısının üzerinde 963 H. tarihli bir inşa kitabesi vardır. Dikdörtgen plan
oluşturan sur duvarları baştan başa kare tabanlı ve çokgen planlı çok
sayıda kule ile desteklenmiştir. Kale içerisinde bir mescit ve hamam
kalıntısı bulunmaktadır. Kale dendanları, duvar örgü tekniği, çokgen
kuleleri ve konumlandırılış biçimi ile Rumeli Hisarının küçük ölçüde ele
alınmış bir varyasyonu gibidir.
2. KAZAN KALE:
Ardahan'ın yaklaşık 12-13 km kuzeydoğusunda Kura vadisinin nehrin
akış yönüne göre sağında yer almaktadır. Kesin tarihi bilinmeyen kale
çevresinde eski yerleşim izleri mevcuttur. Büyük oranda yıkılmış olan
kaleden, sadece doğu yöndeki kule kısmı ayakta kalarak günümüze
ulaşabilmiştir. Bu kulenin MS 8-9. yüzyıllarda Türkistan'daki Kazan
bölgesinden gelip, bu yörede yaşadıkları bilinen Türkler tarafından inşa
edildiği anlaşılmıştır. Yüksekliği 15 metre olan bu kulenin, burada daha
önce mevcut olan bir yerleşim üzerine sonradan inşa edildiği anlaşılmıştır.
3. ALTAŞ (UR) KALESİ:
Ardahan-Hanak karayolunun 18. km'sindeki Altaş (Ur) köyünün
doğusunda yer alan sivri bir tepe üzerine kurulmuştur. Tarihi
kaynaklarda sadece adı ve yeri belirtilen kalenin, ilk yapım tarihi
kesin olarak bilinmemektedir. Ancak VH.-VTII. yüzyıldan beri bu
kalenin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Çevresinde eski yerleşim
izlerinin mevcut olduğu tespit edilen kalenin, Türk dönemi öncesine
ait kalıntılar üzerine, Türk döneminde inşa edilmiş olması kuvvetle
muhtemeldir.
4. KİNZİ KALESİ:
Ardahan'ın 30 km. batısında Bağdeşen köyünün kuzeyinde yer
almaktadır. Kalenin inşa tarihi bilinmemekle birlikte, önemli bir
geçit noktasında bulunması, buranın milattan önceki asırlardan
beri mevcut olduğunu göstermektedir. Konum ve altyapı özellikleri
bakımından Urartu kalelerinin genel karakteristik özelliklerini akla
getirmekte olup, çevreden yaklaşık 130 metrelik yüksekliği ile
ortaçağ şatolarını andırmaktadır. Üç yönden derin vadilerle çevrilmiş
yüksek bir dağın dil biçimindeki uzantısı üzerine kurulmuş olan
kalenin, iç ve dış bölümlerden oluştuğu anlaşılmaktadır.
5. ŞEYTAN KALESİ:
Çıldır ilçe merkezinden l km. uzaklıktaki Yıldırımtepe köyünün
yaklaşık 1,5 km. kuzeydoğusunda Karaçay vadisinde oldukça sarp
ve müstahkem bir alana kurulmuştur. Yapım tarihi kesin olarak
bilinmemektedir. Yörenin diğer kalelerinde olduğu gibi bu kalenin
de mimari özellikleri Urartu kalelerini andırmaktadır. Tarihi kaynaklarda
bu kaleye Çıldıran Kalesi, Kal'a-ı Şeytan, Kaçiş, İblis Hisarı gibi adlar
verilmiştir.
Bugün Çıldır yönünden tek bir yolla gidilebilen kalenin, üç yanı
oldukça derin bir yataktan dolaşarak akan Karaçay'ın sınırladığı sarp
bir yarımada üzerine kurulmuş olması, kaleyi kolay kolay ele
geçirilmeyecek müstahkem bir konuma sokmuştur. Kalenin oturtulduğu
oldukça yüksek, sarp ve yalçın kayalık alan, yapının güvenliği açısından
en az burçlar kadar önemlidir. Kayalık konumun etrafı yaklaşık 2 metre
yükseklikte sur duvarları ile çevrilmiştir. Kale surlarının içinde bir şapel
ve su sarnıcı bulunmaktadır. Ayrıca suya inen gizli bir su yolunun
mevcudiyeti günümüze yıkıntı halinde gelen izlerden anlaşılmaktadır.
Şeytan Kalesi yöredeki en önemli kalelerden biri olup, tarihte birçok
savaşın bu mevkide yapıldığı bilinmektedir. Kale, sırasıyla Med, Pers,
Roma, Sasani, Selçuklu, İlhanlı, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safavi ve
Osmanlı gibi çeşitli uygarlıklara yerleşim yeri olmuş, bu dönemlerde
kaleye birtakım onarım ve ve eklemeler de yapılmıştır.
CAMİİLER
------------
ARDAHAN MERKEZ MEVLİD EFENDİ CAMİİ
Ardahan şehir merkezinde Halil Efendi Mahallesi'nde, kalenin yaklaşık
150-200 m. doğusunda yer almaktadır. Giriş kapısında bulunan kitabeye
göre, ilk yapının 1701 tarihinde inşa edildiği anlaşılmaktadır. Ancak
bu caminin, yakın tarihlerde gövde duvarlarının yandan yukarısı ve
üst örtüsü yenilenmiştir. İç mekanın yakın tarihlerde yapılan onarım
ve eklemelerle orijinal özelliği tamamıyla bozulmuş durumdadır.
Yapının kuzeybatı köşesinde yer alan kübik kaide üzerine silindirik
gövdeli ve tek şerefeli minare, camiye son onarımlar esnasında
ilave edilmiştir. Cami avlusunda Arap (Yanık) Camii'nden getirildiği
ifade edilen kitabeli bir çeşme taşı bulunmaktadır. Bu taş üzerindeki
kitabede 1288 H./1871 m:, tarihi ile birlikte "Uçmalı (?) Zade Hacı
Halil Ağa Hayratı" ibareleri bulunmaktadır.
ARAP (YANIK) CAMİÎ
Ardahan şehir merkezinde, Halil Efendi Mahallesinde, kalenin
yaklaşık 150-200 m. kuzeybatısında bulunan camidir. Yörede,
1915 yılından itibaren batılı devletlerin de yardım ve katkısıyla
Ermenilerin Türklere karşı yaptığı katliamlara kadar, cami ayaktaydı.
1915'te başlayan bu mezalim sırasında cami, içerisinde namaz
kılan Müslüman cemaatle birlikte yakılmıştır. Bu tarihlere kadar
Arap Camii olarak bilinen yapının, tahrip edilmesiyle günümüze
kadar temel seviyesinde kaldığı bilinmektedir.
Bugün bütün özelliğini yitirmiş olan caminin bir kısmı park
olarak değerlendirilmekte ve halk arasında Yanık Cami olarak
anılmaktadır.
MÜDERRİS İBRAHİM EFENDİ CAMİİ
Ardahan il merkezinde Halil Efendi mahallesinde, kalenin yaklaşık
100 m. kadar kuzeybatısında bulunmaktadır. Giriş kapısı kemer
köşeliğinde yer alan ve "Amele Osman sene 1185" ibarelerinin geçtiği
usta kitabesinden, caminin 1711 yılında yaptırılmış olduğu
anlaşılmaktadır.
Cami toplam 7 mazgaldan ışık almaktadır. Batı duvarında ve güneybatı
köşede yer alan mazgal pencere altındaki panoda "14 Ramazan 1315"
(1897) tarihi boya ile ve Osmanlıca olarak yazılmıştır. Bu tarih, caminin
1897'de onarım geçirdiğini ve sıvandığını göstermektedir. Aynı panonun
kuzeyinde yer alan bir başka panoda ise okunamayacak derecede
silinmiş bir Osmanlıca kitabe bulunmaktadır. Camiyi aydınlatan mazgal
pencereler, Doğu Anadolu'da birçok taş yapıda görüldüğü gibi dışarıdan
içe doğru genişleyerek içerinin daha fazla aydınlatılmasına ve içerdeki
ısı kaybının azaltılmasına uygun bir tarzda inşa edilmiştir.
Yapı, Dedeşen Köyü Camii'nden sonra, yöredeki sağlam kalmış ikinci en
eski tarihi cami olma özelliğini taşımaktadır. Ancak bugün özel mülkiyet
elinde bulunan ve samanlık olarak kullanılan bu yapının, bakımsız ve
mezbelelik durumdan kurtarılarak kısa zamanda restorasyonunun
yapılması ve işlevsel hale getirilmesi gerekmektedir.
DERVİŞ BEY CAMİÎ
Ardahan şehir merkezinde, kalenin güneybatısında ve Alabalık Deresi
yakınında bulunmaktadır. Giriş kapısı kemerinin sağındaki kitabede,
"Lâ şerefe a'la mine'l-İslâm" (İslâm'dan şereflisi yoktur) ibaresi,
solundaki kitabede ise "Hüvel hallakü'l-bâki" (baki olan Allah'tır)
ibaresi ve "sene 1285" tarihi yer almaktadır. Bu kitabeden caminin,
1285 H./l868 M. tarihinde yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
Kare planlı ve ahşap tavanlı olarak inşa edilmiş caminin, ön tarafına
sonradan iki katlı bir giriş bölümü eklenmiştir. İbadet mekanının Kuzey
yönünde ikisi serbest, ikisi duvara bağımlı dört sütunla taşınan bir
mahfil bulunmaktadır. Mahfile çıkış, doğu yönünde yer alan duvara
bitişik bir merdivenle sağlanmaktadır. Ahşap minber, devrinin
özelliklerini göstermekte, oldukça abartılı ahşap süslemeli bir taç
kısmına sahiptir. Cami 8 pencere ile aydınlatılmaktadır. Caminin
malzeme bakımından tamamıyla düzgün kesme taştan inşa edildiği
görülmektedir.
ÖLÇEK KÖYÜ CAMİİ
Ardahan'ın 15 km. doğusundaki Ölçek Köyü'nde bulunmaktadır. 1895
yılında yaptırılmış olan bu cami, 1966 yılında büyük bir onarım
geçirmiştir. Dikdörtgen planda inşa edilmiş olan caminin kapalı bir son
cemaat yeri bulunmaktadır. Caminin ahşap tavanı, dört ahşap sütunla
desteklenmektedir. Dıştan kırma çatılı ve saç kaplamalı bir örtüye sahip
olan Ölçek Köyü Camii, kuzey yönde ahşaptan bir kadınlar mahfiline
sahiptir. Mahfili taşıyan sütun başlıkları ve korkulukları, ahşap
süslemecilik bakımından oldukça ince bir işçilik gösterir. Cami 5 pencere
ile aydınlatılmaktadır. Caminin kubbe çevresinde 4 ahşap sütun
bulunmaktadır.
Caminin biri kuzeydoğu biri de kuzeybatı köşede olmak üzere iki
minaresi bulunmaktadır. Kuzeydoğu köşede yer alan minare,
ahşaptan olup orijinal minaredir. Yöredeki tek ahşap minare olmasıyla
dikkat çekmektedir. Kuzeybatı köşede yer alan düzgün kesme taşlı
ikinci minare, son onarımda buraya eklenmiş ve iki minare arasındaki
uyumsuzluk ve farklı inşa tarzı ilk bakışta dikkati çekmektedir.
Caminin önünde bir mezar ve doğusunda da bir hazire yer almaktadır.
Ermeni mezaliminden Ölçek Köyü de nasibini alan yörelerimizdendir.
Ermeniler 1919 Şubat ayında Ölçek Köyünü basarak halkı samanlığa
doldurarak yakmışlardır.
BÜLBÜLAN VE BOTANİK YAYLASI
İl Merkezine 15 km uzaklıkta Yalnızçam dağlarının üzerinde bulunan
eşsiz güzelliklere sahip Bülbülan Yaylası ilimizin Doğu Karadeniz Bölgesine
açılan penceresi konumundadır. Zengin bitki çeşidi ile ilkbahar aylarında
eşsiz bir güzelliğe kavuşmaktadır. Birçok yerleşim yeri arasında
(Ardahan, Artvin, Göle, Şavşat) bir kesişme noktası olan yayla, yaz aylarında
bu yöre insanlarının bir araya gelerek ticaret yaptıkları bir pazar
görünümündedir. Tamamlanmak üzere olan Ardahan-Yalnızçam-
Ardanuç karayolununu hizmete girmesi ile alternatif bir festival alanı
olacaktır.
ÇILDIR GÖLÜ
İl merkezinin 45 km doğusunda ve deniz seviyesinden 1.959 m
yükseklikte bulunmaktadır. 123 km2 lik bir alana sahip olan bu tatlı
su gölü Doğu Anadolu Bölgesinin Van Gölünden sonra en yüksek
gölüdür. Çıldır Gölü; adası, kuşları ve balıkları ile ayrı bir güzelliğe
sahiptir. Çevresinde bulunan tarihi eserler ve doğal güzellikleri ile
önemli bir turizm potansiyeline sahiptir. Göl içerisinde 16 tür balık
yaşamaktadır. Göl yüzeyinin kış aylarında buzla kaplanmasıyla birlikte
insanların burada at kızakları ile dolaşması ve buzları kırarak balık
tutmaları ilginç görüntüler oluşturmaktadır
AKÇAKALE ADASI
Çıldır gölü içerisinde yer alan Akçakale adası 1. derecede sit alanıdır.
Tarih boyunca bir çok uygarlığın yerleşime sahne olması nedeniyle üzerinde
birçok tarihi kalıntı bulunmaktadır. İlkbahar ayının gelmesi ile birlikte çeşitli
kuş türlerine de ev sahipliği yapan ada, bu kuşların yavrularının çıkması ile
güzel görüntüler oluşturmaktadır
|
 |