AŞIK KASIM KILIÇ'TAN
Kasım Kılıç (Rahmetli) Askerden geldikten sonra 1 yıl evlenmemiş,
köylüler neden evlenmediğini sorunca oda şu türküyle cevap vermiş.
Kirmanın kızları çıkmaz dışarı
Dikkat et aldatır yolunu şaşarı
İnsanı habersiz alır içeri
Baba beni hangi köyden eversin
Bağdatın kızları gider atola
Yırtarlar yakanı verirsen eğer
Bağdattan kaç kurtul uğurlar ola
Baba beni hangi köyden eversin
Koduğsara kızları elinde yaba
Gezerler bed bedine bağırır aba
Onları istemem herkesten kaba
Baba beni hangi köyden eversin
Konklular her daim kurtulmaz yastan
Giyiyor kızları bir arşın fistan
Köyleri olmuş dillere destan
Baba beni hangi köyden eversin
Simizgom kızları güzel kokuyor
Gizli ahbablara çorap dokuyor
Gelen giden yolculara durup bakıyor
Baba beni hangi köyden eversin
Şadıvan kızının uzundur boyu
Hafif erkek olur onların huyu
Bazende bozuktur onların soyu
Baba beni hangi köyden eversin
Edegül, dedegül bilhassa beberekli
Dedim baba başka yerde bul dengimi
Edegül kızları beleş burda çalışmaz hergün
Baba beni hangi köyden eversin
Pişazgom, Şirazgom, Danizgom turnanın gözüne
Çok güzeldir bakamazsın yüzüne
Onlarda uyarlar şeytan sözüne
Baba beni hangi köyden eversin
Kasım ordan geçti, şimdi methedeyim o küçük Lori
Onların iyidir namusu, arı
Orda da çoktur topalı, kori
Baba beni hangi köyden eversin
Değirmen köylüler yerde kalmaz çıkar bacaya
Kızları yedi sekiz yaşında verir kocaya
Bazende müslüman olmuş gider hocaya
Baba beni hangi köyden eversin
GÜLENDE HANIMA AŞIK KASIM'DAN BİR DEYİŞ
Gülende bir mektup yazmışam sana
Oku dudu şirin dillere söyle
Bize taraf esen yellere söyle
Beni hatırlayıp aşka dalarsan
Ala gözden gelen, sellere söyle
Yollara düşersen artacak telaş
Hasret ateşine yandım bir ulaş
Ardahan çark köşeyi bir müddet dolaş
Aşık saramayan, bellere söyle
Gunzuddan gelirsin Değirmen köye
Sakın uğramayasın hiç bir eve
Orda ne at bulursun ne dahi deve
Yollara düş mecnun misali, çöllere söyle
Eğer gelirsen Alabalaya
Orada korkma, girmez başın belaya
Gece gündüz yalvar Gani Mevlaya
Huda emri bilen canlara söyle
Ateşim söndüremez Dicleyle Fırat
Alabalada var bir Hacı Murat
Sana verecekler bir güzel kırat
Atla üzerine nallara söyle
Ordan bu tarafa gel sakin sakin
Kırat yanındadır değilsin tekin
Köylüler tarlada ekerler ekin
Orada kotan koşan kullara söyle
Yar senin elinden içerim zehir
Alırsın muradın eyleme kahir
Önüne çıkacak o Kura nehir
Dağdan taştan gelen sellere söyle
Cincoroptan görünür Bağdat diyarı
Artık ağlama sen zarı zarı
Sana yardım eder Cenabı Barı
Bağdatta ehli dillere söyle
Caminin yanından gizlice savuş
Sorarsın nerdedir o Kasım Çavuş
Görürsün aşkını meşukan kavuş
Al sazı eline tellere söyle
Çıkarır siyahları giyersin alın
Yaparlar düğün olursun gelin
Olursun sen benim, ben senin yarin
Bahçendeki açmış güllere söyle
Not : Aşık Kasım Kılıç'a ait olan bu deyiş oğlu Çetin Kılıç'tan alınmıştır.
Erzurumlu Aşık Reyhaninin yolu birgün Bursa Zümrütevlerine düşer.
Orda yanındaki aşıklarla çalar söylerler. Tesadüfen Aşık Kasım da
ordadır. İçinde volkan kaynamasına rağmen onları sesizce dinler.
Ordan birisi Aşık Reyhaniye Kasım Kılıcı göstererek bu amcada ara
sıra türkü söylüyor biraz yüklen bakalım cevap verebilecek mi. Bunun
üzerine Aşık Reyhani Kasım Kılıca karşı 5-6 hane türkü söyler. Kasım
Aşık sazı olmadığı halde söylenen bu türkülere aşaığıdaki cevabı verir.
(Not : Kasım Aşığın oğlu Çetin Kılıç'tan alınmıştır.)
AŞIK KASIMIN AŞIK REYHANİYLE KARŞILIK ATIŞMALARI
Dinle sözlerimi Reyhani Usta
Zararından döndüm kara gidemem
Yarın bahçesinde açsa gül deste deste
Ayvaya, turunca, nara gidemem
Bu aşıklık benim ciğerim dağlar
Geçti geç ömür erişti çağlar
Derler ki Reyhani senide bağlar
Bu meydandan yüzü kara gidemem
Bu bir er meydanı değildir çarşı
İstersen karıştıralım bir arşı kürşü
Deme çırak geldi ustaya karşı
Gözüm göre göre, intizara gidemem
Üstümüzde yaradan mevladır gani
Bunca insanlar neç oldu hani
Dediler ustadır Aşık Reyhani
Maşa durur iken kora gidemem
Derin derin deryalara daldırma
El ne söyler ise sen aldırma
Sakin ol yatan aslanı kaldırma
Artık ihtiyarım zora gidemem
Sözlerin manası çok derin derin
Şimdiden sonra camidir yerim
Sen benim kardaşım sayın hemşerim
Allahın nuru varken nara gidemem
Aşık Kasım söyler burada hemin
Allahın emrindedir küreyi zemin
Tutsa kolumdan Cebrail Emin
Hazreti Musa gibi Tura gidemem
ÖZLEDİM
Vallahi çok özledim ben köyüm seni,
Bir gün olsun seni görmeye geleceğim.
Sen yetiştirdin büyüttün beni,
Bir gün olsun seni görmeye geleceğim.
Bağdatım arazin boldur, düzdür ovan
Senin çok hoştur o güzel havan
Hele birde iki aylık varya yaylan
O Yaylaya kaymak yemeye geleceğim.
Kızılkayanın bayırında uzanmaya
Ağılların deresinde ısırgan toplamaya
Yaz sıcağında Tavşantepede kar yemeye
Dağlarında yuvarlanmaya geleceğim
Yazın yağmurun boldur, kışın karın
Köyüm ne güzeldir senin Çatalderen
Hele birde soğuk gözelerin o suların
Pınarlarından su içmeye geleceğim
Bahar olunca şirazda mal otarmaya
Tarlalarında yemlik toplamaya
Baharın kuyulardan koşkoz sökmeye
Bağdatım atol yemeye geleceğim.
02 TEMMUZ 2006
BİNALİ KILIÇ
NE GÜZELDİR
Ne güzeldir benim köyümün yazları
Hele pınardan su dolduran kızları
Gözelerinden içtiğim soğuk suları
Ne güzeldir benim köyümün yazları
Köyümün her tarafı yeşerir yazları
Yayla yolundadır o güzel kızları
Kimisi tarladadır, kimisi güder kazları
Ne güzeldir benim köyümün yazları
Köydekiler hep yayladadır yazları
Yaylada yapılır kışlık yağları
Yaylada yiyeceksin koko gevreklerini
Ne güzeldir benim köyüm yazları
BİNALİ KILIÇ
GÖR BENİM KÖYÜM
Bahar gelince yeşerir çayırları
Yağmur yağdığında hep coşar çayları
Haziranda bambaşkadır bizim köyün yaylaları
Ahhh ne güzeldir, gör benim köyüm.
Bahar gelince meleşir hep kuzuları
Pınarlarından akar buz gibi suları
Temmuz ayında biçilir buğday tarlaları
Ahhh ne güzeldir, gör benim köyüm.
Kar yağdığında çayırları beyaz bürür
Yazın akan dereleri artık buz olur
Köyümün içinde kütük kütük kar olur
Ahhh ne güzeldir, gör benim köyüm.
15 AĞUSTOS 1989 BİNALİ KILIÇ
BABAM
Babam ben üç yaşında iken sen gurbete gittin
Hani okula başlarken geriye gelecektin,
Benim derslerimde sen yardımcı olacaktın
Geri dönüşün tabutla mı olacaktı babam
Ben okula başlarken çantamı sen aldın,
Okula ilk gideceğim günü görmek istedin
İznin bitti Almanya'ya geri döndün
Köye gelişin tabutla mı olacaktı babam
1974'ün eylülünde okula başlamıştım
Okumayı öğrenip, ilk mektubu sana yazacaktım
Nerden bileyim yazmayı öğrenmeden ölecektin
Geri dönüşün tabutla mı olacaktı babam
Yedi yaşımda iken yetim bıraktın beni
Sensiz kaldık küçük kardeşim ve annemle
Arkandan her gün ağladık hep beraberce
Geri dönüşün tabutla mı olacaktı babam
Yetimler büyür, felek utansın dediler
Bizi önemsemden yanımızda çoçuklarını sevdiler
Sanki her seferinde kalbimizden vurdular
Köye dönüşün tabutla mı olacaktı babam
Annem arkandan gizli gizli yaş döktü
Evin büyüğü bendim dertler hep içime çöktü
Çoçukluğum her gün seni özlemekle geçti
Geri dönüşün tabutlamı olacaktı babam
19 MART 1987 BİNALİ KILIÇ
MEKTUP YAZDIM
Mektup yazdım Türkiye'ye
Türkiye'ye Selam Götür
Büyüğünden, küçüğüne
Cümlesine Selam Götür
Önce varır Ankaraya
Orda olan komşulara
Gelip bizi soranlara
Soranlara selam götür
Seyret Ankara elini
Açmış mor sümbülünü
Var öp pederin elini
Git pedere selam götür
Yoldaşıma, yarenime
Emeği çoktur serime
Garip sevgilli anneme
Git anneme selam götür
Ayrılık zehirden acı
Yoktur gurbetin ilacı
Melhem olur kardeş bacı
Git kardeşe selam götür
Eğlenme geç öz vatana
Erzurum, Kars, Ardahana
Ordan Bağdat diyarına
Var Bağdat'a selam götür
Seyret Bağdat ellerini
Açmış mı mor güllerini ?
Bekler kardeş yollarını
Git kardeşe selam götür
Yeter Sabit yapma sitem
Bir sen değil cümle alem
Hani bana yokmu selam
Diyenlere selam götür
Hollanda'dan SABİT KILIÇ
GÜZEL KÖYÜM
Kış geldiğinde beyaza örtünür köyümün dağları
Her evin bacasından tüter tezek dumanları
Donar suları akmaz köyümün pınarları
Hep sevecendir köyümün güzel insanları
Bahar geldiğinde erir dağların karı
Yeşerir köyümün yamaç kırları
Çözülür pınarları akar suları
Hep sevecendir köyümün güzel insanları
Ovadan pınardan aldın güzel adını
Aşık ettin kendine tüm halkını
Gözterdi halkın ger yerde farkını
Hep sevecendir köyümün güzel insanları
MUAMMER KILIÇ-BUCA/İZMİR
SON GÖRÜŞ
Dünya'ya geldiğimde yoktun sen yanımda
Sensiz başlamıştı yaşam hayatımda
İlk sesini duyuyordum gönderdiğin kasetinde
Dinledikçe büyüyordu özlemin içimde
Gelicem diyordun oğlum izine
Çıkıp bekliyordum yollarda seni gizlice
İlk gördüğümde sarıldım boynuna sıkıca
Unutmadım o anı hayatım boyunca
Sabah olurdu yanına gelir yatardım
Sarılır oğlum derdin öper koklardın
Bir daha görmüyecek gibi yüzüme bakardın
Son görüşüm olduğumu nerden bileyim
Yüreğimden seni asla atamıyorum
Sevgin bende kutsal unutamıyorum
Sana dur gitme baba diyemiyorum
Dönüşün olmayacağını nerden bileyim
Gidipte gelmiyeceğini nasıl bileyim
MUAMMER KILIÇ-İZMİR/BUCA
AĞLADIM
Okul sırasında ağladım baba diyerek,
Devamlı boyun büktüm duydun mu baba.
Büyüdüm hep içimde o acıyla ben ağladım
Sen benim bu halimi gördün mü baba.
Neler çektim ben bu yaşıma kadar
Bazen sustum acıları içime atarak
Herkes babasına koşarken, ben ağladım
Sen benim bu halimi gördün mü baba.
Hergün sızlandım içim kavrularak
Neler gördüm neler çektim sızlayarak
Babalar çoçuklarını severken, ben ağladım
Sen benim bu halimi gördün mü baba.
Her gün seni görmek için mezarlıktan geçtim
Bazen içim ürperdi bazen beni gör istedim
"Baba" diyen çoçukları duydukça, ben ağladım
Sen benim bu halimi gördün mü baba
Okula giderken mezarına bakıp selam verdim
İşte gör oğlun büyüdü okula gidiyor dedim
Babaları ile gidenleri görünce, ben ağladım
Sen benim bu halimi gördün mü baba
BİNALİ KILIÇ
YETİMLİK
Sen yetimlik nedir ? Bilirmisin ki şaştın!
Ben onunla henüz yedi yaşımda tanıştım.
Sen babanı görünce kucağına nasılda koştun.
Zalim felek güldürmedi beni bilirmisin baba.
Bende çoçukluğumu yaşamak istedim
Ancak bu yetimlik varya, onu hep engel bildim
Sen babana sarılınca nasıl da sevinirdin
Zalim felek sevindirmedi beni bilirmisin baba.
Sabah uykularımdan baba diyerek uyandım
Rüyalarımda bile seni görüp sevinemedim
Baba her gün hep senin özleminle gezdim
Zalim felek sevindirmedi beni bilirmisin baba.
17 MART 1985 BİNALİ KILIÇ
|