 |
KARSLI
Bir gün bir Kars lı Erzurum mun içinde gidiyormuş. Biraz da acelesi
varmış. Önündeki arabaya korna çalmış.Öndeki arabanın içinden inen
Erzurumlular bakmışlar plakaya 36 arabadaki adama hem Erzürümün
içi hen 36 ti hemde dütttt eylemi deyip kars lı yı bir güzel dövmüşler
ANKARA'YA CEVAP
Hükümet erzurum'a bir yazı gondermiş:
- kışın soğuk geçeceği anlaşılmaktadır. kullandığınız yakıtın cinsini, kod
numarasını ve stok durumunu acele bildiriniz.
erzurumlu bir koy muhtarı da hemen ankara'ya cevap yazmış:
- yakıtımız pohtir... numarası yohtir... stokumuz çohtir...
HURDA NİNE
Çeşitli hastalıklar, kazalar geçirmiş, bir gözünü kaybetmiş, romatizmadan
beli bükülmüş, parmakları çarpılmış olduğundan mahalleli bu yetmişlik
ihtiyara Hurda Nene adını takmıştı. Rahmetli o haliyle bile herkesle
şakalamayı, espri yapmayı severdi.
Hastalanmış ,hastaneye kaldırılmıştı. Sabahleyin, nabzını ve ateşini kontrol
eden doktor der ki:
-Teyze maşallah çok iyisin. Nabız normal, ateş de yok. Vücut sıcaklığın
37 derece.
-Tohtor beğ oğlum, der Nene, bir türli ıssınamirem. Soyuhdan donirem.
sen o otuz yedi dereceyi kırka elliye çıkart. Ücreti mühüm değil
VALİ KARŞILAMA
Erzuruma vali gelmiş. Vatandaşlar valinin şanına yakışır birkarşılama
yapmışlar. Menüden kuzu çevirme de var. Tabi vali koca kuzuyu önünde
görünce girişmiş. iki üç el aldıktan sonra doydum diyerek geri çekilmiş.
Bunu gören ileri gelnlerden cemil dayı valiye iltifat için;
-ye ye vali beg zaten itlere atacayuz
ERZURUMLU MEMURUN SİİRİ
Sabah erken gahirem,el yüzümi yihiram,
Aynanin garşisina geçir,bene bahiram.
Gari sofrayi gurir,çay dolmiş önde durir,
Okula giden oğlan,bene dersini sorir.
Bir cigara yahiram,çay başindan gahiram,
Vahit gelip çatanda,gravati tahiram.
Ceketimi giyirem,paltomi ver diyirem,
Ayahgabimi geyip,gapi çekip gidirem.
Birez yürir gidirem,çoh çoh dua edirem,
Durağima varanda,otobosa binirem.
Devletimi sevirem,rüşvet nedir bilmirem,
Gıt ganaat geçinir,az alir şükredirem.
Seggiz uşah,bir gariyeddi esmer,bir sari,
Odun kömir bitecah,zor beklirem baharii.
Akşam olir gararir,cüzdanim çoh morarir,
Sabah ahşam dolaşmah,ayaklarimi yorir.
Eve yorgun dönirem,el ayak yihaniram,
Hazir sofra görende,aj gurt gibi daliram.
Sofra gahir,çay gelir,içtin mi oliram tay,
Yorgunluh,uhyi gelir,gari gah yataği yay,
KARADENİZLİ YARIŞIYOR
Karadenizliler zekaları konusunda haklarında çıkan fıkralardan bıkmışlar.
Haksız olarak eleştrildiklerini ispat etmek amacıyla büyük bir
organizasyon yapmaya karar vermişler. Yaklaşık 30.000 karadenizli bir
stadyumu doldurmuş.Heyecan hat safhada ve büyük tezauratlar
arasında aralarından yarışmacı olarak seçtikleri TEMEL sahaya çıkmış.
Herkes yerini almış ve ilk soru sunucu tarafından sorulmuş.
- 2x2=?
Temel düşünmüş düşünmüş..........
................................
stadda çıt çıkmıyor, herkes heyecanla Temel'in vereceği cevabı merakla
bekliyor.
Temel düşünüyor düşünüyor ........
.................................
-Cevap Veriyorum 4 eder.
Bütün stada bir sessizlik çöküyor.
Ardından 30.000 kişi bir ağızdan bağırmaya başlıyor.
- Bir Şans Daha-Bir Şans Daha
DADAŞ
MERTEK
Ölüm döşeğinde yatan adam çocuklarını çağırarak;
-Ben öldükten sonra mezarımın üzerini eski merteklerle (evlerin üzerini
örtmekte kullanılan tahta) örtün der.
Çocukları bunun köylü tarafından hoş karşılanmayacağını ve
kendileri için bir ayıp olduğunu söyleseler de adam eğer vasiyetini
getirmezlerse hakkını helal etmeyeceğini söyler ve bir müddet sonra
ölür. Bunun üzerine çocukları babalarının vasiyetini yerine getirir ve
mezarın üzerini eski merteklerle örterler.
Toprağa verilen adamın yanına melekler gelir ve ilk
sorgusunu yapacaklarını söylerler. Hazırlıklı olan adam
meleklere çıkışarak;
-Bu ne biçim iştir kardeşim, kaç defa hesap vereceğiz.
Beni hatırlamıyorsunuz, şu üzerimdeki tahtaları da mı görmüyorsunuz?
Diyerek melekleri geri gönderir.
BUJLANMA
GAZ ÇIKARMA
Yine hasta bir ninemiz doktora gider. Doktor nineyi muayene ettikten
sonra sorar :
-Teyze gaz çıkarabiliyormusun ? Ninemiz Doktor Beyin, yüzüne bakarak
şöyle der :
-Oğlum kaz sana kurban olsun. İstediğin kadar çıkarayım.
O SIRIK ŞİMDİ NEREDE Kİ?
Eskiden kim daha büyük yalan söyler diye, bir çeşit yarışma vardı.
Yöremizin insanları bu tür söylevlerle bir çeşit mizah üretmişler.
Bir gün köy odasına misafir gelen bir yabancı, böylesi bir sohbetin
içine düşmüş. Yabancı bakmış ki bu köylüler yalan üstüne sohbet ediyorlar.
Bu çorbada benim de tuzum olsun diye bir yalanda o söylemiş.
Yabancı:
Benim dedemin ele büyük bir ahırı vardı ki, bizim kısraklar bir başında
dalaba geler, öteki başında kulunlardılar.
Bu yalanın altında kalmak istemeyen Sabri söze başlar.
Sabri:
Benim de dedemin öyle uzun bir sırığı vardı ki, harman zamanı yağmur
yağacağı an dedem sırığını getirir gökyüzündeki bulutlara vurur dağıtırdı.
Yağmur korkusundan yağamazdı.
Yabancı Sabri'ye dönerek sorar:
Eyy Sabri efendi o sırık şimdi nerde ki?
Sabri yanıt verir:
Ele senin dedeyin ahurında durerdi heç mi görmedin.......
KELİME-İ ŞAADET CETİR
Yıl 1970 li yıllar, görüş ayrılıkları ve şiddet başını almış gidiyor. İnsanlar ve
şehirler birbirine düşman.
Kurtarılmış bölge felsefesi dilden dile dolaşıyor.
Kars aşırı solcuların denetiminde, kurtarılmış bir bölge.
Erzurum ise, aşırı sağcıların kontrolünde, burası da sağcıların kurtarılmış
bölgesi...
Gelip geçen yolcu otobüsleri gençlerin denetiminde... Karslılar Erzurum
otubüslerini durdurup hesap soruyor. Erzurumlular da Karslıların otbüslerini
durdurup hesip soruyor.
Erzurumluya göre Karslı gençler komünist ve dinsiz.
Karslılara göre de Erzurumlular faşist.
Bir gün Karslı gençlerin bulunduğu bir otobüs, Erzurumlu gençler
tarafından Hasankale'de durdurulur.
Erzurumlu gençler otobüsün kapılarını açarak bağırırlar:
-Kars'ın komünistleri, Kars'ın dinsizleri aşağiye enın?
Karslı gençleri teker teker aşağıya indirirler. Amaç, belli bu gençleri dövmek.
Ama önce dini yönden imtihan etmek isterler. Sorulan soruyu bilmeyene
daha çok dövelim diye..
Erzurumlu gençlerden birisi Karslı bir gence dönerek;
-Ola çelimei şaadet cetir?...! der.
Karslı bir solukta kelime-i şaadeti getirir.
...
Soruyu soran Erzurumlu genç, Karslı genci şaşkınlıkla dinler ve yanında
bulunan arkadaşına;
Ola Selehettin hele cel cör çi bu çelimei şaadeti doğru mi ohir yoksa
yalniş mi?
Selahattin cevap verir;
-Ola eyle hızlı ohudu çi ahlım da tutamirem, söyle bir daha ohusun?
der.
KOY CEBİME CEBİME
Göle köylerinden birinde bir adam ölür. Ölen adamı evin orta yerime
yatırırlar köyün kadınları toplanır ve ölünün başınra ağıt yakarlar.
Bir yandan kefen hazırlanıyor. Bir yandan su ısınıyor. Koşuşturan iki genç
köylüden biri adamın karısını öyle gözetler. Kadın evlere şenlik.
Bir ağıt bir tufan sorma gitsin. Çatlayacak derecede ağlayıp ağıt yakıyor.
Bu kadını gören ve gözetleyen köylü yanında ki arkadaşına şöyle
seslenir:
Ola bu karı ölene kadar evlenmez. Bah bah kocasına nasıl içli icli
ağliyer.
Öteki köylü:
Yok canım kısmet çıksın hemen evlenir, deyince
Birinci adam olmaz! diye diretir.
İkinci adam kadınların içinden birini çağırı ve çağırdığı kadına bir mendil
uzatarak der ki,
Götür bu mendilimi kocası ölen kadına yavaşça ver. De ki: Şu adam
seninle evlenecek. Ne diyersin?.
Mendili alan kadın söyleneni aynen yapar. Gider kocası ölen kadının yanına
ve der k:
Kız bu mendili sana şu adam gönderdi. Seninle evlenmek istiyer,
cevabın nedir. Adam senden cevap bekliyer.
Kocasının cenazesinde ağlayan kadın hem ağlamış hemde şöyle bir ağıt
söylemiş
Ne bilem ana ne bilem bacı.
Koy cebime cebime
CIRBIT GÖREREM
Yeni evli terekeme, bir aşk filmi seyretmek için sinemaya gider. Baş
aktör sevgilisine şöyle der;Sevgilim! gözlerimde ne görüyorsun...;
-Aşkımızı!
Film biter, terkeme eve doğru yola koyulur. Fakat izlediği filmin o
sahneden çok etkilenmiştir. Eve gelir... kapıyı genç eşi açar...
Terekeme filmde izlediği gibi hanımına derince bir bakış atar ve
sorar...!;
-Sevgilim! Gözlerimde ne görüyorsun...?
Kocasının gözlerine iyice bir baktıktan sonar kadın;
-Cılbıt görürem.(Çapak)
KEŞİŞ
Bir kesis dünyanin en akilli adamini bulmak için diyar diyar geziyormus
sira nasreddin hocanin köyüne gelmis ve köylülere sormus.
- sizin köyün en akilli adami kim? demis. Köylülerde:
- nasreddin hoca demis.
bunun üzerine kesis köy meydaninda
hoca ile görüsmeye baslamis ve eline bir çomak almis yere bir daire
çizmis, nasreddin hoca da çomakla daireyi ortadan ikiye bölmüs, kesis bir
dogru daha çizerek daireyi dörde bölmüs,hocada
dörde bölünmüs dairenin üç dilimine çarpi isareti koymus,kesis
elleriyle asagidan yukariya dogru hareket yapmis,hocada yukaridan asagiya
yapmis ve kesis büyük bir hayranlikla hocayi tebrik etmis.
Olup bitenden bir sey anlamayan halk kesise ne oldugunu sormus kesisde :
- Bu adam gerçekten dünyanin en akilli adami, yere dünya çizdim
o ortadan ekvator geçer dedi,ben dünyayi dörde böldüm o da dört de üçü
sudur dedi,ben yerden buharlasma sonucunda ne olur dedim o da yagmur
yagar dedi.
Bu sefer hocaya neler oldugunu sorar halk hoca da:
- Bu adam oburun biri, yere bir tepsi baklava çizdi ben de yarisi benim dedim,
daha sonra tepsiyi dörde böldü o zaman dört de üçü benim dedim, o da
tepsi altindan atesi hafif hafif almali dedi ben de üstüne findik fistik
ekelersek daha iyi olur dedim
TRAFİK
Trafik polisi Temelin kullandığı arabayı durdurur ve:
-Sizi tebrik ederim beyfendi, bu günkü kontrollerimizde emniyet kemeri
takan tek sürücü sizsiniz bu yüzden size üçyüzmilyon lira ödül vereceğiz,
ne yapmayi düşünüyorsunuz, demiş.
Temel:
-Hemen cidup bi ehliyet alacagim demis.
-Ne! senin ehliyetin yok mu?
demeye kalmadan yandan Fadime söze girmis:
-Siz ona bakmayin memur bey içince hep boyle sapitiyi
Polis iyice sinirlenmeye baslamis.
Derken arkadan dursun:
-Ula ben size demedimmi çalinti arabayla yola
çikmayalim basimiza bi is gelir diye.
Trafik polisi iyice zivanadan çikmis ve bagajdan idris
atlamis:
-Noldu usaklar geçtik mi siniri?
BİLGİSAYAR PROGRAMI
Bir işyerine bilgisayar ve stok programı satılır. Teknik servis elemanı
bilgisayarı işyerine kurduktan sonra stok programının kullanımı ile ilgili
bilgi verir ve ayrılır.
Aradan bir iki saat geçer, işyerinden telefon:
-"Kardeşim sizin anlattığınız gibi yapirem fakat program düzgün çalışmiir."
Teknik servis elemanı sorar:
-"Nasıl yapıyorsunuz?"
-"Senin anlattığın gibi."
-"Hata ne?"
-"Yazdığım bilgiler kaydetmeme rağmen saklanmir."
-"İşlem basamaklarını tek tek anlatın."
-"Tamam" diyor ve başlıyor anlatmaya...
"Programı açirem. Malın adı bölümüne adını, adedi bölümüne adedini,
birim fiyatını vb. yazirem.
Hepsini yazdıktan sonra senin anlattığın gibi kayıt bölümüne basirem.
Ekrana bir yazı geliyir: Kaydetmek ister misiniz? E/H yazısı çıkir.
Ben de diyirem Hee..."
NE FARK VAR
Bakan olan görgüsüz birisi şöförüne sorar.
"Şöför söyle bakalım eşekle şöför arasında ne fark vardır? "
Şoför bir süre düşündükten sonra mahcup bir sekilde; "Bilemedim
bakanım" diyor
Bakan cevap olarak: "Eşeğe çüs diyince, şoföre ise dur diyince durur"
demiş. Bunun üzerine şöför çok sinirlenmiş ama karşıdaki bakan
olduğu için birşey söyleyememiş. Belirli bir süre sonra bu defa şöför
bakana: "Bir soru sorabilir miyim bakanım?" der. Bakan da:
"Sor bakalım" der. Şoför sorar: "Eşekle bakan arasında ne fark vardır?"
Bakan bir süresonra: "Bulamadım şöför söyle bakalım" diyor.
Bunun üzerine şöför de: "Vallahi bakanım bende bulamadım"
TUMAN
Erzurumlu bir karı koca vardır ve bunlar bir gün pikniğe giderler. Kadın
kocasına -''ola herif salıncakta sallanimm'' der..
Kocasıı
-''sallanmayasan tumanın görünir sonra''
Kadın sallanmak ister sürekli.. tekrar kocasına der
- ''ola herif ne olur bi kez sallanayım''
Kocası
-''delirdin mi karı sallanma tumanın((don)) görünür''
Sonra adam biraz gezeyim der ve gider. Bundan yararlanan karısı
salıncağa biner..Adam gelir ve kadını salıncakta görünce kadına bağırır..
- ''ya ben sana demedim mi sallanma tumanın görinir''
- ola sinirlenme toprağ başan tumanı çıkardım poşete koydum''
PİSLİKTEN
Her delikanli gibi posof'tada bir delikanli evlenmis.......
Adet üzre enisteliğe gidecek ama büyük bir sorunu var !!! burnu durmadan
akıyor sümüklümü sümüklüki sormayın gitsinJ
Baslamis düşünmeye nasil etsem ne etsem rezil olmasam kayin babaya
kayin anaya. Gitmis sağdiciya anlatmiş bu derdini.. sadicida yahu bundan
kolay ne var... nasil olsa beraber gideceğiz. Eğer burnun baslarsa akmaya
sen bana dersinki ya Abi benim burnum niye akiyor? Bende sana kaynatan
yaninda yigitliktendir derim.. hem kaynatan seni daha cok büyütür
gözünde.. Öylemi? Öyle..
Kalkarlar sağdici ile çiçeği burnunda damat ver elini kaynata evine damatliğa
Bizim eniştenin burnu yine baslamış pis pis akmaya !!!
Gayet kendinden emin bir sekilde sagdiciya dönerek birazda serbest ve
yüksek sesle :ya abi bu benim burnum niye akiyor?
Sagdici işi yavastan alinca , kayin baba erken davranır ve yılların olgunluğu
ve tecrübesi ile :
PISLIKTENDİR OĞLUM PİSLİKTEN !!! J
VIŞŞŞ SENE NE
Trafik lambaları şehre yeni konulmuş.Trafik polisi kırmızı ışıkta geçen
teyzeyi durdurur:
-Teyze teyze dur nereye gidiyorsun?
Vışşşş, sene ne? Eltimgile gidirem,
BEN DİYİREM
Tortum'un köylerinden birine Kaymakam bir köprü yaptırır. Ancak köprü
biraz alçak olduğu için buradan geçen eşeklerin kulaklarına sürtünür.
Tortumlu da eline bir bıçak alarak eşeğin kulağının sürtündüğü yerleri
oymaya başlar. Tam bu sırada Kaymakam yanına gelir ve niye köprüyü
oyduğunu sorar. Tortumlu da eşeğinin kulakları sürttüğü için bunu
yaptığını söyleyince Kaymakam:
-Köprüyü oyacağına eşeğin ayaklarına gelen yeri kazısana,der. Tortumlu
şöyle bir bakar:
-Bir de ohumuş adamsan Gaymagam beg, ben diyirem Kulaklari...
sen diyirsen ayaklari
İLİCE'YE GİDER Mİ
Erzurum'lu bir hanım telaşla koşarak belediye otobüsünü durdurmaya
uğraşıyor. Halk ıslıklıyor. Şoför acı bir frenle duruyor.
Kadın:
-Gardaş bu otubus İlice'ye gidir mi?
Şoförün canı burnunda, araba dolu, zor durmuş, kızgınlıkla
-Heyir baci, getmez!
Kadın:
-Vış! eleyse niye durdun
NALBANT KIZARSA
Şuvaskal köyünde Nalbantlik yapan Kazim amca var, bir gün öküz Çakıyor
biriside öküzün ayaklrını tutuyor. Tutan kişide köy komşusu kazim amcanin
emsali ve devamli şakalaştiği birisi
Fakat tutan kisi ellerini öküzün ayaklarına koymuş kafayı çevirmiş bir
yandanda başkalarıyla konuşuyor. Kazım amca bir kaç kez uyarıyor .
ola duzgün bu tut bu andiri diyerim sana tutiyerim ola ista yahu ne bicim
tutiyersin abela cekki rahat olmiyer
he he tamam tamam diyer adam.ama eli iste gözü oynasta, olan adam,
bazende unutuyordu öküzün ayagini tutmayi ,kazim amcanin tepesi atiyer
tuttuğu çekici kaza susu ile adamin parmağina vuruyor
!!Çekici parmağina yiyen adam, bir anda öküzün pis ayaklarini tuttuğunu
unutup Boklu parmağini can havliyle ağzina sokuyor basliyor üflemeyeJ
BU TUZ O TUZDAN DEĞİL
Yillar önce Posoftan kalkarlamis öküz arabasiyla veya sirt ile tuz getirmek
icin kagizmana Giderlermis...
Posoflu her kagizmandan dönüşte, karisi komsularina tabak tabak tuz
hediye veriyor. Günlerce sirtinda tuz getiren adam esinin bu hareketine
çok kiziyor nasihat nasihtin üstüne... ama kadin bir türlü söz anlamaz..
Adam bir gün kagizmana eşinide götürüyor, yüklüyor sırtına bir kac
hokka tuz, ver elini Posof. ...
Alismis komşuları hemen tabagi koltuğunun altina sIkIstiran komsunun
kapiya dayaniyor:
Baci bir tabak tuz baci bir tabak tuz, ... kocasiyla birlikte sirtinda tuz,
gunlerce yol yuruyen karinin sirtindaki acilar bir kat daha artiyor
yoğ yoğ baci tuz yoğ diye cevap veriyor
Eeeee aliskin olan komsular baci ne oldu sana boyle her zaman veriyordun
Yoğ baci yoğ bu tuz o tuzdan degil,,
DOKUZ YÜZE VERMEDİ BİN LİRAYA VERDİ
Adam öküzleri satliğa cikarmistı, bin lira istiyordu gelen her müşteri
dokuzyüz diyor baska bir sey demiyordu. Aradan bir zaman gecti adam
öküzleri bin liraya satti. Eve geldi hanimina durumu anlatti. Kadin, bin ile
dokuz yüzü ayirt edecek kadar bilgili değildi. Eşinin öküzleri bin liraya
sattiğina fena halde içerledi ama bir demeden evden cikti icini bosaltacak
ya komsularina koştu bir iki sohbetten sonra sozu öküzlere getirdi.
Alleysen baci bizim adamda akil diye birsey yoktur! sade bectur!!
Okuzlere dokuz yüz lira veriyerdilar vermedi kaldirdi binliraya verdi!!
Halbuki ver dokuz yüze her derdin gor.....
ANLİYOR ANLİYOR EŞEK DEĞİLYA!
Iki posoflu aralarinda cikan bir anlasmazlik yüzünden mahkememlik
olurlar. Mahkeme baskani birine söz verir, adam kalkar baslar derdini
anlatmaya.; şöyle oldu böyle oldu derken her kelimesinin basinda
anliyormsun demi hakim bey Anliyorsun demi hakim bey diye defalarca
ekler .Öteki davali bu kelimeye sabır edemez ayağa kalkar söz hakki
istemeden adama bagirarak :
anliyor anliyor, hakim bey esek degilya!!!!
BITERDE KALURSUZ
Rahmetli nine, cira ısığında dünyaya gelmiş mum ışığıyla büyümüş,
gaz lambasi ile ömrünü gecirmiş. Ömrünün son yillarinda elektiriği görmüş
yil 1983 posofun köylerine elektirik geldiginde evlerinde 3 kiz, iki gelin
avluda odalarda lambalari acik birakiyorlar nere gitseler doğal olarak
lambalari yakiyorlar, Nine ise devamli nasihat veriyor : kiz oğul etmeyin
tutmayin bu elektirigi bu kadar harcamayin biterde kalursuz!!
Kizlarda gelinlerde devamli : nine bu bitmez biz cok aldık der gülerlerdi.
Birgün elektirik kesiliyor kaliyorlar zifiri karanlikta!! Nine :gördüzmi şimdi
ey oldii siza beni dinnamasiz gena! Dilim kurudi siza soyliya soyliya az
kullanin dedim ama dinletemedim bir türli.
Şimdi ne yapacağsiz bağem....
BAŞÇAVUŞ
Albay, binbaşıya: -Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey
değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı
görsünler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim.
Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz. O zaman erleri, üstü
kapalı talimgaha götürürsün.
Binbaşı, yüzbaşıya: -Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş
tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa
bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli
talim elbisesiyle yapılacaktır.
Yüzbaşı, teğmene: -Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile
güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu
durum pek görülen bir olay değildir. Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir.
Teğmen, başçavuşa: -Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim
kıyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın
meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay
değildir.
Başçavuş, askere: -Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı
tutacağız. Sabah hepiniz talim teçhizat ile hazır olun.
Askerler kendi aralarında: -Yarın sabah bizim başçavuş Albayı
tutuklayacakmış.
YAVAŞLA
ÇALIŞIYORKEN DENE
Dünyanın en ünlü kalp doktoru De Bakey'in arabası bozulmuş, arabasını
tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve De Bakey'e
dönerek:
- "Size birşey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz.
Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerde
olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları,
motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine
yenisini takacağım!!. Söylesenize nasıl oluyorda siz milyon dolarlar
kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?"
Bunun üzerine De Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş:
- "BUNLARIN HEPSİNİ MOTOR ÇALIŞIYORKEN YAPMAYI DENESENİZE!!!"
GÜLELİM
Odun kesmeye hazırlanan köylü oğluna seslendi:
- " Durmuş, bir koşu git, Naci amcana selam söyle, yeni bilettiği baltasını
iste."
- "Peki baba " diyerek giden Durmuş, biraz sonra döndüğünde, baba :
- "Naci amca baltasını vermedi. Şimdi benim de işim var onun için
veremem dedi."
Baba başını salladı :
- "Bilirim onun ne cimri herif olduğunu, vermez tabi. İyisimi sen bizim
eve git, benim yeni biletmiş olduğum baltayı getir oğlum."
SAĞIR VE DİLSİZ
MAFİA babası korumaya aldığı müesselerden haraçları toplamak üzere
yeni bir tetikçi buldu. Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Baba bir gün
ödemelerin geciktiğini fark etti. Hemen tetikçiye adamlarını gönderdi.
Adamların, sağır ve dilsizle anlaşmaları mümkün olmadı. Bunun üzerine
baba, işaret dilini bilen tercüman buldurdu.
Tercüman, işaretle sordu : "Para nerede?" sağır ve dilsiz işaretle yanıt verdi:
"Ne parası? Benim paradan haberim yok. Neden bahsettiğinizi anlamıyorum."
Tercüman, tercüme etti: "Neden bahsettiğimizi anlamıyormuş.
" Baba, 38lik tabancasını koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı.
"Şimdi sor bakalım, para nerede?" Tercüman işaretle sordu : "Para nerede?"
Sağır dilsiz kan ter içinde işaretle yanıt verdi:
"Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan
üçüncü ağacın kovuğunda yüz bin dolar var."
Baba öfkeyle gürledi: "Ne dedi?" Tercüman yanıtladı :
"Dedi ki, hala neden bahsettiğimizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek de
biraz sıkarmış."
HOCA
Eski zamanlarda Erzurumlu Hacı Kafilesi yaya yoluyla Haca gidiyorlar.
Bunlar Van'ın bir köyünde mola veriyorlar. Burda namaz vakti gelince
Erzurumlu kafile köylülere namazımızı camide kılalım derler. Köylüler :
- Köyümüzün imamı yoktur. İçinizden biri imamlık yaparsa camide
kılabiliriz derler.
Erzurumlu kafile kabul ederler. İçlerinden birini imam olarak seçerler.
Namazı kıldıktan sonra, köylülerden imama bir teklif gelir.
Köylüler :
-Hocam, bizim köyde imam yok. Sen haca gitmekten vaz geç, köyümüzde
imamlık yap. Sana yıllık 200 koyun verelim.
Adam, düşünür teklif güzeldir. Kabul eder. Hacca seneye giderim der.
Köyde kalmaya karar verir.
Ancak, bu adam gerçek bir imam değildir. Yinede namaz kıldırmaya
başlar. Namaza başlarken şöyle dermiş:
Erzurumdan çıktım yola
Vanda verdim mola
Bir yıllık için
200 koyun verdiler bana
ALLAHÜ EKBER
Namazlar bu şekilde devam ederken, köylülerin yaşlıları muhtara gitmişler.
Bundan önceki hoca namaz da böyle bir şey demiyordu, bu hoca bize
namazı yanlış kıldırıyor demişler. Muhtar da :
-Van'a gidelim müftüye soralım, demiş. Ertesi gün müftüye gitmişler.
Muhtar olanları müftüye anlatmış. Müftü:
-Siz köyünüze gidin, hocaya hiç bir şey söylemeyin. Ben yarın namaz vakti
gelirim. Takip ederim. der. Köylülüler ertesi gün namaz vakti camiye
toplanmışlar. Hoca namaza başlamış :
Erzurumdan çıktım yola
Vanda verdim mola
Bir yıllık için
200 koyun verdiler bana
ALLAHÜ EKBER
Cemaatin içinden öhh öhh diye uyarı öksürüğü gelir. İmam durumu fark
eder. İçinden şöyle geçirir. Namazı yanlış kıldırdığımı fark eden biri var.
Namazın ikinci rekatına başlar.
Erzurumdan çıktım yola
Vanda verdim mola
Bir yıllık için
200 koyun verdiler bana
Bunların yarısıda sana
ALLAHÜ EKBER
Namaz bittikten sonra, köylüler müftünün yanına giderler. Müftü efendi
hocamız namazı nasıl kıldırdı diye sorarlar. Müftü :
- Hoca efendi namazın ilk rekatında sanki biraz yanlış kıldırdı. Ama ikinci
rekatta düzeltti. Namazı doğru kıldırdı, der.
ŞENOL HOCA
Bir gün Şenol Güneş Brezilya milli takımı antrenörü Scolari ile
karşılaşmış.
-Hocam sen bu takımı nasl seçtin de şampiyon oldunuz ?
-Çok kolay zekalarına göre seçiyorum. Bak mesala sana bir örnek vereyim
demiş ve Ronaldo'yu çağırmış.
-Ronaldo'ya oğlum söyle bakayım senin, annenin ve babanın çoçuğu olan
ama senin kardeşin olmayan kimdir?
Ronaldo biraz düşünmüş, "tabii ki ben oluyorum" demiş. Şenol Güneş
bundan çok etkilenmiş. Türkiye'ye döner dönmez İlhan Mansız'ı çağırmış.
-İlhan sana bir soru soracağım eğer bilirsen bu hatfa seni takıma alacağım,
bil bakalım annenin ve babanın çoçuğu ama senin kardeşin olmayan kimdir?
İlhan biraz düşünmüş işin içinden çıkamamış, biraz zaman istemiş ve
hemen koşmuş Hakan'ı bulmuş.
-Hakan, annenin ve babanın çoçuğu olan ama senin kardeşin olmayan kimdir ?
Hakan cevap vermiş : "Benim tabii ki", İlhan sevinçle Şenol Hocanın yanına dönmüş :
-Sorunun cevabını buldum hocam; Hakan'mış..
Şenol Hoca köpürmüş !
- Vay salak herif, Hakan olur mu hiç doğru cevap Ronaldo idi..............
|
 |